Gönderi

Şehadet Millet İçin 1
10/10
·736 syf.··
2025 41. kitabı
Selam canlarım Ve yine, yeniden… kalbimi darmaduman eden bir kitapla geldim! Hazırsanız; tam 734 sayfalık bir yangın başlıyor. Ama korkmayın! Bu sayfa sayısı gözünüzü hiç korkutmasın çünkü kitap öyle bir akıyor ki… resmen bitecek diye korka korka okudum! Biliyorsunuz, “Şehadet Vatan İçin” yorumumu paylaşırken bu serinin benim için ne kadar özel olduğunu anlatmaya çalışmıştım.Ama gerçekten mümkün değil… kelimeler yetmiyor. İşte “Millet İçin” de aynı şekilde… Hatta daha da fazlası. Yeri çok başka, çok derin, çok anlamlı. Tarif edemiyorum ama içime işlediğini çok iyi biliyorum. Bu kitapta, “Vatan İçin”de tanıdığımız Olcay’ın kardeşi, özel harekât polisi Doğukan Karahanlı'nın hikâyesini okuyoruz. Abisinin şehadetinden sonra yıkılan ama görevine tutunmaya çalışan bir adam… Ben Doğukan’ı okurken paramparça oldum. Yaşadığı acıya rağmen dimdik durmaya çalışması, içindekileri kimseye belli etmemesi ve buna rağmen hâlâ “görev” demesi… Cidden gurur duydum onunla. Ve tabii ki Doğa… İstanbul’da hukuk okuyan, Doğukan’ın can yoldaşı olan o güzel yürekli kız. Başta sadece eğlencesine indirdiği bir uygulamayla tanışıyorlar ama sonra her şey değişiyor. Mesajlaşmalar, kıskançlıklar, meraklar, küçük dokunuşlar, mesafeler… Aralarındaki enerji bambaşka. Sayfaları çevirdikçe kalbim pıt pıt attı, resmen mutluluktan delirdim! Yani düşünsenize sadece yazılan mesajlarla bu kadar hissedilir mi? Ve bazı sahneler var ki… dönüp dönüp tekrar okudum. Birlikte uzaktan Marvel filmi izledikleri sahnede, Doğukan’ın gizlice ekran görüntüsü alıp o anı saklaması… Küçücük bir detay gibi ama içinde öyle büyük bir sevgi var ki… Ve sonra o kurşun asker sahnesi geliyor. Doğukan’ın abisinden kalan ve Doğa’ya hediye ettiği o kurşun asker..Anlamı o kadar derin, o kadar sarsıcıydı ki… Ben burada artık daha fazla bir şey söyleyemem. O anı hissetmeniz, bizzat okumanız lazım. Çünkü kelimeler yetmiyor. Doğukan yaşadıklarını Doğa'ya zaten parça parça anlatıyordu ama ilk kez, Doğa’ya onunla konuşmaya başladığından beri kâbus görmediğini söylüyor. Ve ve… abisinin cenazesinde bile tek bir damla gözyaşı dökmeyen o adam, Doğa’yla görüntülü konuşurken hıçkıra hıçkıra ağlıyor… Ben de oturdum, onlarla birlikte ağladım. Sonra bir kırılma geliyor. Ufak bir tartışma, mesafeler… Ama Doğukan dayanamıyor, görevini tehlikeye atıp İstanbul’a Doğa’nın yanına geliyor. İlk yüz yüze karşılaşmaları arkadaşlar kalbimi bıraktım o sahneye 28 dakikalık görüşme… ve 25 dakikası sadece sarılma. Yani nasıl desem… anlatılmaz, yaşanır. Bir de o saç teli detayı var… Doğa’nın bir saç teli, sarıldıkları sırada Doğukan’ın peçisinin cırtına takılıyor ve Doğukan o teli alıp bir peçeteye sarıyor, göğsünün üstüne koyuyor… Daha ne diyeyim? Biz burada tamamen eridik. Sonlara doğru bir kırılma daha yaşıyoruz ama o da serinin devamında çözülecek inşallah. Doğukan, mesafe ve görev şartları yüzünden kendini yetersiz hissediyor. Bir şeyler oluyor ve kalbimiz bir kez daha burkuluyor. Ama ben hissediyorum, ikinci kitapta kalbimiz toparlanacak Ben bu seriye âşık oldum. Tuğçe’nin kalemine hayran kaldım. Kitabı elimden bırakmak istemiyorum ama aynı zamanda bitmesin diye yavaş yavaş okuyorum. Bazı sahneleri dönüp tekrar tekrar okuyorum çünkü içimde yankılanıyor. Çok sevdim. Pek sevdim. Hatta şiddetle tavsiye ediyorum. Kurşun Asker ve Balerin’in hikayesini hâlâ okumadıysanız… Size artık gerçekten bir şey diyemem. Okuyun. Hissedin. Ağlayın. Sarılın. Ve bu masalın bir yerinde siz de olun. Konusu Babasını kaybetmenin ardından, bir de yüzbaşı olan abisinin şehit haberiyle sarsılan Doğukan Karahanlı için her şey altüst olur. Hayatına kaldığı yerden devam etmek ne mümkün… Ama o bir Özel Harekât polisi. İçindeki acıya rağmen görevini bırakmak gibi bir şansı yoktur. Çünkü bu meslek artık onun için bir görevden çok, ailesinden kalan son şeydir. Zor da olsa toparlanmak ve üstlerine hâlâ görev yapabileceğini göstermek zorundadır. Bu yüzden geçici görevlendirmeyle, abisinin şehit düştüğü yere yakın bir karakola gönderilir. Kafası karışıktır, içi doludur. Yakın arkadaşı Osman, Doğukan’ın halinden hoşnut değildir. Onun konuşmaya pek yanaşmadığını bildiğinden telefonuna bir sohbet uygulaması indirir. Doğukan başta bu uygulamayı ciddiye almaz. Ama bir gece nöbette, ani bir kararla uygulamaya giriş yapar. "Kurşun Asker" kullanıcı adıyla… Ve tam o anda "Balerin" adlı bir kullanıcıdan mesaj gelir. İstanbul’da ablasıyla yaşayan, hukuk fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi Doğa Kızıltaş… Uygulamayı arkadaşının ısrarıyla, sırf eğlenmek için indirmiştir. Amacı, biraz kafa dağıtmak, birkaç kişiyi işletmektir. Ama karşısına çıkan Kurşun Asker, onun tüm planlarını altüst eder. Doğukan, kimseye anlatamadığı ne varsa Balerin’e anlatmaya başlar. Doğa da onun sessizliğine ortak olur. Ve ne garip… birbirlerine en uzak ihtimalken, en yakını olurlar. Kurşun Asker ile Balerin’in hikayesi, bu defa yarım kalmamak için başlar. Şehadet - Millet İçin Tuğçe Aksal
1000Kitap
Şehadet - Millet İçinTuğçe Aksal · Parola Yayınları · 2024156 okunma
·
92 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.