Kendi jenerasyonunda "Türkiye'nin Zola’sı" olarak anılan Selahaddin Enis’in eserleri, Türk edebiyatında naturalizm akımının nadir örneklerinden biri olarak öne çıkar. Üslubu ve diliyle dönemin edebi kalıplarının dışına çıkan yazar, özellikle kadın eleştirileri nedeniyle "kadın düşmanı" gibi sert bir lakapla anılmıştır.
1942 yılında, yakalandığı zatürre sonucu hayatını kaybeden Selahaddin Enis, Cumhuriyet devrinin unutulmuş yazarlarından biridir. Yazdığı pek çok hikâye, yalnızca dergi sayfalarında kalmış; ancak Cumhuriyet sonrasında yayımlanan Bataklık Çiçeği adlı kitabıyla dikkat çekmiştir.
Yazarın kadınlara dair görüşleri oldukça tartışmalıdır. O dönemdeki toplumsal çürümeyi kadınlara bağlaması dikkat çekicidir. Örneğin “Hufre (Çukur)” adlı öyküsünde, “uzv-ı zevk” olarak nitelendirdiği kadın cinsel organını, bütün kötülüklerin kaynağı olan bir çukura benzeterek uzun uzadıya lanetler. Bir başka öyküsünde ise hayat kadınlarını “tükürük hokkası”na benzeterek aşağılar.
Bataklık Çiçeği adlı kitabında yer alan hikâyelerden bazıları şunlardır:
* Bataklık Çiçeği: Bir erkek anlatıcı, sevdiği kadının ihanetine uğrar. Kadın, onun duygularını sömürür ve sonunda ne olur?
* Bir Kadının Son Mektubu: Toplum tarafından dışlanan bir kadın, yaşadığı acıları, öfkesini ve yalnızlığını bir mektupla anlatabilir mi?
* Teşrihhanede: Bir tıp öğrencisi ya da gözlemci, cesetlerle dolu bir teşrihhanede yaşadıklarını nasıl ifade eder?
* Avdet(Dönüş): Yıllar sonra geçmişine dönen bir karakterin, bıraktığı yerin artık eskisi gibi olmadığını fark etmesiyle ne olur?
Toplamda 13 öyküden oluşan Bataklık Çiçeği, toplumsal ve bireysel çöküşü konu alan gerçekçi hikâyeleri içerir. Bazı öyküleri yazıldığı dönemde devlet tarafından yasaklanmış, bu da onun döneminin ne denli sınırlarını zorladığını göstermektedir.
Keyifli okumalar..