Okuyup bitirmek istemediğim bir kitap... Öyle güzeldin Karanlık Cadı.
Kurgu, pek de şaşırtıcı olmayan bir şekilde başlıyor. Ama o başlangıç insanı yanıltmamalı. Elloren, Gardnerya'nın kurulmasına öncülük eden bir soydan geliyor. Büyükannesi, Karanlık Cadı sıfatını taşıyan oldukça güçlü bir Yüce Büyücü. Büyük büyük dedesi de Gardnerya'yı kuran bir Yüce Büyücü. Büyü gücü kadınlarda daha yaygın olduğu için herkes Elloren'in bir sonraki Karanlık Cadı olmasını bekliyor. Eh, tabii bir de büyükannesine korkutucu derecede benzerliği de bu duruma etki ediyor.
Ne var ki kızımız sıfır büyü gücü taşıyor.
Anne babasını savaşta kaybetmesi üzerine amcasının yanında erkek kardeşleriyle güzel ve sakin bir hayat sürerken yaşının ilerlemesi ile birlikte ülke yönetiminde sözü geçen halası tarafından ziyaret ediliyor. Halası, kızımızın bir an önce büyü-bağ adı verilen bir nevi evliliğe benzer bir uygulamayla Elloren'in bir adam bulmasını istiyor. Oldukça ısrarcı bir şekilde. Ancak Elloren'in amcası on yedi yaşında bir kız için bunun erken olduğunu düşünüyor. Kitapta bahsedildiği üzere bu büyü-bağ olayı daha kızlar ve erkekler on üç yaşındayken yapılıyormuş. Yani Elloren'in bir hayli geciktiğini söyleyebiliriz.
Halası ısrarcıyken amcasının karşı çıkmasıyla birlikte Elloren'in bir de üniversiteye gitme süreci var. Amcası onu bu şekilde koruyabileceğini düşünerek Elloren'i eczacı olarak yetişmesi için üniversiteye yazdırıyor.
Ve böylece hikaye başlıyor.
Bu bölümden sonra SPOİ verebilirim.
-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki nereden başlasam bilemiyorum. Kitap önyargıların ne kadar derinden işlendiğini ve doğru bilinen gerçeklerin aslında ne kadar kırılgan olduğunu anlatıyor.
Hikaye Elloren'in gözünden anlatıldığı için bizler, okuyucular olarak aynı şekilde yönlendiriliyoruz. Icarallar, Lupinler ve Fae'lerin doğası hakkında Elloren'in bildiği kadar biliyoruz.
Kızımızın halası tam bir şeref yoksunu ve zorba. Öncelikle onu aradan çıkaralım.
Her fırsatta Elloren'i sıkıştırmaya çalışıyor ve onu zor durumda bırakıp sorunlarını çözmek için eğer kendi isteğine boyun eğerse halledileceğini söylüyor. Kadın inanılmaz berbat bir karakter. Irkçı, içten pazarlıklı, şeytanımsı bir şey.
Elloren'in üniversitede geçirdiği zamanda kendi ile çelişmesi de etkileyiciydi. Küçüklüğünden beri ona öğretilenler arasında Büyükannesi Carnissa'nın ne kadar olağanüstü bir cadı oluşu ve ülkelerini zorbalıktan nasıl kurtardığı bulunuyorken birden bire diğer ırklar tarafından ne kadar acımasız bir tiran olduğuyla karşı karşıya bırakılıyor.
Elloren neye ne kadar inanacağını bilemez bir şekilde öylece kalıyor. Zavallım...
İyi gördüğü insanların ne kadar acımasız ve kötü olduğu, kötü olarak gördüklerinin ise ne kadar ezildiği ve normal olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalıyor.
Okurken kalbimi sıkan bölümler vardı. Bunlardan biri de bunca yıldır bildiği doğruları değiştirmeye çalışan Elloren'in yaşadığı karmaşa dolu anlardı. Sürekli sorguluyor ve doğruyu bulmaya çalışıyordu. En hoşuma giden kısım ise tarihin ne kadar taraflı olarak anlatılabileceği ve bunun bizim düşüncelerimizi ne kadar kolay etkileyebileceği üzerine profesörüyle yaptığı konuşmaydı. Ve tabii Elloner'ın kafa karışıklığı yaşayacağını söylediğinde;
"Kafa karışıklığının kötü olduğunu kim söylemiş? Ben şahsen kafa karışıklığının çok iyi bir şey olabileceğini düşünürüm. Genellikle geleceğe dair küçücük bir parıltı görebilmek için önce kafa karışıklığının karanlığına düşmek gerekir."
Hatta profesörüne sadece cevaplar istediğini söylediğinde profesörün cevabı harikaydı; "İyi tarih profesörlerinin sadece soruları vardır. Kendi cevaplarını bulman gerekiyor, Elloner Gardner."
Olaylar, karakter gelişimi ve işleniş biçimi harikaydı.
Bu tarz kitapları daha çok görmek ve bulmak isterim. Harika bir kitaptı. Yanlış hatırlamıyorsam beş kitaplık bir seriydi ve orijinalinde tamamlanmış. Henüz elimizde iki kitap çevirisi var ama Olimpos Yayınları'nın hızlı olacağını düşünüyorum.
KESİNLİKLE OKUYUN.