Kitapta yalnızlık hissi teması çokça işlenmişti Londra gibi büyük bir şehirde hayatın akışı içinde kaybolduğu.
Yabancı bir yere alışamama hisini çok iyi anladım ben de doğduğum büyüdüğüm memleketimden yıllardır uzaktayım. Bu açıdan yazarla empati kurdum. “Bu hasreti neden bir türlü üzerimden atamıyorum bilmiyorum. Neden bir yer başka bir yerin yerine geçemiyor?” Sorusunu soruyor kitapta.
Mektupları 2 kez yazması dikkatimi çekti gerçek duygularını yazdığı mektupları asla göndermiyor bunlar genelde sonu sitemle biten mektuplar oluyor, yeniden başlıyor havadan sudan yazdıklarını gönderiyor.
Yazarın duygularını samimi bir şekilde okuyucuyla paylaşması hoşuma gitti. Karşılık beklenmeden gösteriş amaçlanmadan yapılan iyilik gerçek iyiliktir bence