Eski filmler ve okuma aşkı
90'lardan 80'lerden önceki filmlerde çoğunlukla okumak, okumanın önemine dair şeyler görürüz. Bir de Orhan Kemal kitaplarında, hep okumuş ve okumamış kesim çatışır durur. Az önce Mucize(2015) filminde kısa bir video görünce aklıma geldi bunu yazmak. Muallim kız çocuklarının okuması için çabalıyor.
Geçenlerde de eski bir Türk filminde başkası izlerken duydum. Oğluna diyordu babası 'sen okuyacaksın, büyük adam olacaksın, başlık parasının yanlış olduğunu anlatacak, bunu kaldıracaksın' diyordu. O kuşak okuma ile fazlaca kafasını meşgul edip, sonraki kuşağın okuması için elinden geleni yaptı ve bunu adeta bir kahramanlık mücadelesi gibi gördü. Şimdi bakıyorum, kendim dahil olmak üzere birçok okumuş insan. Peki o eskilerin hayalini kurduğu gibi, o "her şeyin güzel olduğu, iyilerin kazandığı" ya da "Orhan Kemal'in kitaplarında köşeye oturup 'okudunuz dohtor, mehendis oldunuz da ne oldu, önüme gelince el öfelemiyor musunuz' diyen ağaya karşı" mücadeleyi kazanabildi mi okuyanlar. Zannetmem, hâlâ okusa da okumasa da modern sermayedâr ağaların elinde el öfeleyen bir sürü insan var.
Bir de daha acayip bir okumuş insan grubu var. Modern ağayı sevmeyen, buna karşı duran ve kendisine mikrofon uzatılınca, Amerika'da garson olmayı, buradaki tüm işlerden iyi gören bir kesim. Bunlar da haklı mesele ekonomi mi? Bilmiyorum mesele ekonomiyi çoktan aşmış gibi duruyor...