İzmarit 'i texting olduğu için merak ediyordum. Kibrit ile tamamlanan bir kitap evet ama ilk defa texting okuyor da değilim sonuçta. Textinglerde arka planda olmuş bitmiş yaşanmış şeyler de boşluk bırakmayacak şekilde verilir, verilebilir. Yazar bunu pek tercih etmemiş. Bir örnek vereyim görüntülü aramalardaki karşılıklı konuşmalar tamamıyla eksikti. Halbuki yine texting hilesiyle o boşluklar doldurulabilirdi.
İzmaritin ilk mesajlarından kitabın sonu ya da gidişatı ve sebebi anlaşılıyor. Ağır dram. Lisede yaşamayanımız yoktur herhalde bu anlamsız ve imkânsız derecede hissedilen aşkı, sevdayı. O dönemlerde okusaydım belki daha fazla etkilenirdim ama şimdi okuyunca evet mümkün böyle hissetmek dedim sadece.
Bir de dışarıdan da bakma şansım oldu o dönemlere ve güldüm.
Hani nasıl mümkün olur birdenbire bu denli sevmek, olmaz ki. Cidden başka hiçbir derdin olmayacak ki aşk acısını iliklerine kadar hakkını vere vere çekebilesin. Kutay İzmaritin yüzünü görmemiş, bir şey paylaşmamış... İzmaritin kutay hakkında bildiği şeyler de körkütük aşık olmasına yeterli değil.
Ama o dönemlerde o yaş aralığında mümkün tabii. O zamanların ayrı bir tadı vardı, kitabı okumak nostalji oldu sadece.
Kibrit'i okumayacağım, bu kadar ağır ve yersiz dramı sevmiyorum. Sevsem kitaplara kaçmam, değil mi? Oturur hayatımı düşünürüm.