·448 syf.····Okunma: 27 Ağustos 2025 15:55 Okuduğum bütün Ahmet Ümit kitapları arasında Patasana'dan sonraki en sürükleyici kitap oldu benim için. Başkomiser Nevzat'ı bu sefer cinayet vakalarını çözen bir polis olarak değil, aksine olayların merkezindeki baş karakter olarak görüyoruz. Bütün "Başkomser Nevzat" dizini arasında en farklı kitap diyebilirim. Bu sefer kovalayan değil, kaçan; şüphelilerin peşinde olan değil, şüphelenilen kişi olarak çıkıyor karşımıza.
Aşırı yağış ve fırtınadan dolayı heyelan olayı yaşanan bir kasabada felaketin ardından "kafasının arkasından ateş edilmesi sonucunda merminin maktulün dişlerinin arasında sıkıştığı bir iskelet" yüzeye çıkar. Başkomser'imiz, ekibiyle bir birlikte bu olayı araştırmak için yaptığı soruşturma sürecinde bu iskeletin kimliğine ulaşır ve maktulün yedi yıl önce karısını ve kızını kaybettiği bir olayla bağlantılı olduğunu farkeder. İşin ilginç tarafı şu ki; Başkomser Nevzat, o dönem ailesinin kaybından dolayı yaşadığı travmaların onu yaşayan ölü biri haline getirdiği için doktorlar son çare olarak şok tedavisi uygular ve bunun sonucunda Nevzat Başkomser, o güne dair hiçbir şeyi hatırlamamakta.
Bu cinayeti Başkomser Nevzat mı işledi yoksa her şey büyük bir oyunun parçası mı?
Polisiye türü kitap karakterleri arasında benim için yeri ayrı olan Başkomser Nevzat'ı ilk kez bir zanlı konumunda görmek, kitabın sürükleyiciliğini ve merak duygumu iki kat arttırdı. Yazar, diğer birçok kitabında olduğu gibi bu kitabında da çok ayrıntıya, detaya iner. Detaylar yer yer sıksa da kitabın temasının akıcılığı bu olumsuzlukları görmezden gelmenizi sağlıyor.
Ahmet Ümit aynı zamanda bu kitabındaki olay örgüsüyle günümüz Türkiye'sinde yaşanan yolsuzluğu, uyuşturucu sorununu, liyakatsizliği, zenginle fakir arasındaki uçurum farkının yol açtığı karanlık atmosferin portresini de çiziyor.