Bir kadının hücreleri bilimi değiştirdi. Peki ya onun adı? Onu bilen var mıydı?
Henrietta Lacks...
Siyahi, genç bir anne. Tütün tarlalarında büyüyen, 5 çocuğunu zar zor büyütmeye çalışan biri. 1951 yılında rahim ağzı kanseri teşhisiyle Baltimore’daki Johns Hopkins Hastanesi’ne yatıyor. Hastanede, haberi olmadan, vücudundan bir parça alınıyor. Bir daha hiçbir şey aynı olmuyor…
O hücreler laboratuvarda ölmeden çoğalmaya başlıyor.
Tarihte bir ilk.
HeLa adıyla anılıyorlar.
Henrietta’nın ismi siliniyor, hücreleri ölümsüzleşiyor.
Henrietta ise tedavi sürecinde acılar içinde can veriyor.
O hücreler, çocuk felci aşısından tutun da tüp bebek, genetik haritalama, kanser tedavileri, hatta kozmetik ürün testlerine kadar sayısız araştırmada kullanıldı.
Kitabın yazarı Rebecca Skloot, lise yıllarında bu gizemli “HeLa hücreleri”nden haberdar olduğunda sadece bir şey merak ediyor:
“Peki bu hücrelerin ait olduğu kadına ne oldu?”
Ama kaynaklarda onun hakkında neredeyse hiçbir bilgi yok.
Ve böylece, on yıllık bir araştırma başlıyor.
Skloot kitabı yazabilmek için Lacks ailesine, bilim insanlarına, doktorlara, gazetecilere ve etik uzmanlarına tam bin saatten fazla röportaj yapıyor. Konuşmaları değiştirmiyor, dil hatalarını düzeltmiyor, kimsenin sesini filtrelemiyor.
Siz HeLa hücrelerini duymuş muydunuz?