·824 syf.····Okunma: 31 Ağustos 2025 15:43 Bu kitap, okuru kolaylıkla içine alıp sürükleyen türden değil. Aksine, zamanın kimi yerde ağır aksak aktığı, kimi yerdeyse birden hızlanıp okuru sarsarak yakaladığı bir anlatıya sahip. Başlarda ketum hatta mesafeli bir dil hâkim.
Yazar, bir insanın yaşayabileceği en derin acıları, iyileşmesi mümkün görünmeyen depresyonu, istismarcı ilişkileri, alışılmışın dışında cinselliği, sadizm ve mazoşizmin sınırlarını, annesiz ve babasız büyümenin ruhu delik deşik eden yıkımı… Tüm bunların yanı sıra, bunca travmaya rağmen ıslak bir dala tutunmaya çalışan bir karakterin yaşamını anlatıyor. Bu yüzden kitap, yalnızca dramatik ve tetikleyici bir hikâye değil; aynı zamanda insanın acıya karşı direnme biçimlerinin de uzun, sancılı bir incelemesi.
Bazı sayfalarda adeta ağırlığın altında ezildim; okurken sık sık gözlerim doldu, defalarca ağlamanın eşiğine gelip geri döndüm. “Bu ne ya, yine mi?” dediğim anlar oldu, fakat merak duygusu hiç kaybolmadı.
Hanya Yanagihara, acıyı öyle işliyor ki, okur acıdan uzaklaşmak yerine daha da derine çekiliyor.
Hikayenin sonundan eminsiniz ama yanılmak istiyorsunuz. Kitabı kapattığınızda bile sizinle yaşamaya devam ediyor.
Özetle yer yer rahatsız edici, zorlayıcı, yıpratıcı bir kitap. Ama tam da bu yüzden, unutulmaz.
Beğendim mi? Evet.
Yeniden okur muyum? Hayır.
İyi ki okumuş muyum? Evet.
Önerir miyim? Hayır.