Cihad Kök ile aynı bedendeymişim gibi hissettim kitabı okudukça içindekileri o kadar güzel anlatmış ki.. ilk bölümdeki yalnızlığı , kaybeden olduğu düşüncesi ikinci bölümdeki hastalığının onu ne kadar korkuttuğu içindeki sorgulamaları çok güzel kaleme alınmış. Yazar hastalanann karakteri için beş dakika önce böyle bir derdim yoktu hatta aklımda bile yoktu ama şimdi beynimin içinde ceviz büyüklüğünde bir tümör var derken hayatın beş dakika sonrasının bile ne kadar bilinmezliklerle dolu olduğunu gösteriyor. Sağlığın önemini insan elindeyken bilmiyor o kadar içindeydim ki tümör hangimizin beyninin içinde olduğunu karıştırdım bazı anlar ölümden korkusu , hastalığın bilinmezliği , sevdiklerine olan özlemi yaşamak istediğini dile getirişi çok etkiledi beni. Hastanede tanıştığı Fikret Tan karakteri çok güzeldi. Kitaba ayrı bir hava katmış bence . Bu kitabın sonu bana arkasının geleceğini düşündürdü sanki bir ikinci kitap daha yolda gibi. :) ben beğendim bence tanışmadıysanız hala bir tanışın derim Uyuyunca Geçmeyen Şeyler Var kitabıyla.