BİR EZAN İÇİN – BÖLÜM 14(Sessiz İmtihan)
Beni görenler, tanıyanlar, bilenler hep din görevlisi olduğumu zanneder. Oysa ben bir din görevlisi değilim. Ben, bir özel güvenlik görevlisiyim. İnsanların beni öyle tanımasının sebebi, belki de yıllardır gönlümden hiç eksilmeyen ezan sevgisi, imam hatip yıllarında içime işleyen hatiplik sevdasıdır. İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra asıl yönelimim, gönlümün en çok istediği şey hatiplikti. Sesimin güzelliğiyle birleşen ezan aşkı, beni hep bu yola çağırdı. Ama nasip olmadı. Çünkü bir insanın azmetmesi için, içinde mutluluk filizlenmesi gerekir. Ben ise ömrüm boyunca o mutluluğu tam manasıyla hiç yaşayamadım. Mutlu olamadım; ama mutlu olmak için hep çabaladım. Çoğu zaman bu çabalarım boşa çıktı. Bir gün anladım ki, benim kaderim de, sınavım da böyle geçecek. İmtihan dediğimiz şey, zaten bitmeyen bir yolculuk değil mi? Hayat şartlarının ağırlığı beni öyle yordu ki, zamanla insanlardan uzak durmayı tercih ettim. Aslında yaptığım mesleği de, sadece insanlardan uzaklaşmak için yapmak istemezdim. Fakat ruhumda taşıdığım kırgınlıklar, yalnızlığı bana daha kolay kıldı. Otuz üç yaşındayım ama kendimi altmış yaşında hissediyorum. Bu yüzden yalnız kalmayı, kalabalıklara karışmaktan daha çok tercih ediyorum. Bir düşünün... Günde beş defa minarelerden yükselen ezanın bile eleştirildiği bir dünyada, insanı memnun etmek mümkün mü? Hayatım boyunca ne yaptıysam kimseyi memnun edemedim. Hep sorguladım: Biz ne arıyoruz, ne istiyoruz, neden yaşıyoruz? Ama çoğu insanın aklına bu sorular bile gelmedi. Hayat her geçen gün daha da zorlaşıyor. Artık hayatımıza alacağımız insanları bile seçerek, sınayarak kabul etmek zorunda kalıyoruz. Oysa bu böyle olmamalıydı. Biz, elhamdülillah, Peygamber Efendimizin kıyamet günü övüneceği ümmetiz. Bize yakışan dürüstlük, bize yakışan doğruluktu. Bu yolda elimden geldiğince dürüst ve doğru bir insan olmaya çalıştım, hâlâ da çalışıyorum. 2016 yılı, ömrümün en ağır imtihanlarından birini getirdi. Bir trafik kazası geçirdim. Sol diz kapağım kırıldı, sol omzum yerinden çıktı. Diz kapağıma platin takıldı. Aylarca dizlerimin üstüne oturamadım. Hâlâ da uzun süre oturamıyorum. İşte o yüzden gönlümdeki mesleği tam manasıyla yapamadım. Hayallerim yarım kaldı. Şimdi özel bir şirkette özel güvenlik görevlisi olarak çalışıyorum. Yine de şükrediyorum. Çünkü hayatın farklı alanlarında çalışmak, farklı insanlarla tanışmak bana bambaşka tecrübeler kazandırdı. 2018 yılında evliliğe adım attım. Sekiz yıllık bu evlilikte, nasipten ötesi olmadı. Çocuğumuz olmadı, olmayacak da... Bu imtihanla da yüzleştik. Ama “beterin beteri vardır” dedik, Rabbimizin takdirine razı olduk. Şükür dedik, yolumuza devam ettik. Çünkü hayat, her zaman tam da gönlümüzce gitmiyor. Rabbimiz nasıl yazdıysa öyle yaşanıyor. Bugün dönüp arkama baktığımda, kırıklarımın, eksiklerimin, mutsuzluklarımın arasında yine de hamd etmeyi öğreniyorum. Çünkü hayata sadece karanlık tarafından bakarsam hiçbir şey göremem. Biliyorum ki Rabbim, her kuluna ayrı bir imtihan yazar. Benim imtihanım da belki budur. Mutlu olamadım belki, ama mutlu olmaya çabalamaktan hiç vazgeçmedim. Ve ne olursa olsun... Minarelerden yükselen ezanı duyduğumda, içimde bir yer hep yeniden canlanıyor. Hayat ne kadar zor olursa olsun, o ezan bana hep umut veriyor. Çünkü ben biliyorum ki, imtihanların sonu var; dünya fani, ahiret baki...
1000Kitap
·
659 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.