Elinizdeki kitabın ilk hali “Bozkırın İnsanlık Türküsü - Cengiz Aytmatov” idi ve kitabın da sunuş yazısı bana aitti. Böyle olunca haliyle, benim için aynı zamanda duygusal da bir anlamı olan bir kitaptı.
Bence, Türk dünyası diye bir dünya varsa, bu dünyanın şüphesiz en büyük romancısı Cengiz Aytmatov'dur. Ben buna bütün kalbimle inanıyorum. Peki, Cengiz Aytmatov'u anlatan bir kitaba isim verme hakkı bana ait olsaydı, inanın ben de kesinlikle Mehmet Yılmaz gibi “Bozkırın İnsanlık Türküsü Cengiz Aytmatov” derdim. Çünkü Cengiz Aytmatov gerçekten bir insanlık türküsüdür. Orta Asya bozkırlarından çıkmış, o bozkırın bütün sevgisini, oradaki bütün insanlığı alıp bütün insanlığa adeta ölümsüz bir türkü gibi sunan bir isimdir Cengiz Aytmatov. Cengiz Aytmatov sevginin sesini yükseltmiş, bana ve benim gibi binlerce insana kalbinin yerini göstermiş bir insandı. O yüzden Mehmet Yılmaz'ın kitabına verdiği Bozkırın İnsanlık Türküsü ismi bence de doğru bir tercihti. Elinizdeki kitap ise ilkinin genişletilmiş, yeni Aytmatov kitap incelemelerinin eklenmiş hali. Bu sefer ise ismi, “Manas’ın Oğlu Cengiz Aytmatov” olmuş. Olmuş ama inanın ilk isme vurulan benim için bile şahane bir tercih olmuş. Öyle ki, Cengiz Aytmatov, bizzat Manas’ın oğludur.
Mehmet Yılmaz benim arkadaşım, çok sevdiğim bir dostum, çok önemsediğim bir kalem. Mehmet'le ikimizin ortak birçok noktası var. Mesela ikimiz de birer Cengiz Aytmatov hayranıyız. Ama Mehmet bunu şu şekilde ifade ediyor, “biz Cengiz Aytmatov'un taraftarıyız.” Edebiyatta, şiirde, sanatta taraftarlık olur mu? Valla olur mu, olmaz mı orasını bilmiyoruz ama kesin bildiğimiz bir şey var. Mehmet Yılmaz da, ben Harun Çelik de birer Cengiz Aytmatov taraftarıyız.
Beni çok mutlu eden şeylerden birisi birçok insanın bana kitap hediye etmesi, hatta ismime imzalamasıdır. Ama Mehmet Hoca’mın ilk kitabı bana imzalarken yazdığı şu kısacık cümle benim için o kadar değerli ki: “Sevgili ağabeyim Harun Çelik'e, bu kitap üçümüzün… Sen, ben ve Aytmatov'un…”
Manas’ın Oğlu Cengiz Aytmatov’da üç tane ana bölüm bulunuyor. İlkinde Aytmatov'un Türkiye Türkçesine çevrilen bütün eserlerini anlatmış. Alıntılarla süslenen bu eser incelemeleri akademik bir dile kaçmadan, sizi detaylarla boğmadan yazılmış. Diyebilirsiniz ki, “Ben zaten okudum. Niye birinin Aytmatov'un eserleriyle ilgili yaptığı tahlile ihtiyaç duyayım ki?” İşte orada yanılırsınız. Bütün samimiyetimle söylüyorum. Benim gibi, Cengiz Aytmatov'un bütün eserlerini sürekli okuyan, yeniden okuyan, bir daha okuyan bir insan bile Mehmet Hoca’nın Aytmatov'la ilgili yapmış olduğu bu kitap yorum ve analizlerinden ciddi anlamda hem etkileniyorum, hem öğreniyorum. Hatta “Ben hiç öyle düşünmemiştim” diyorum.
Aytmatov eserlerinde sembolizmle ifade edilen, belki de birçoğumuzun kaçırdığı o birçok sembolün, birçok kavramın, birçok metin altına gizlenmiş duygunun ve hikayenin aslında neyi vurguladığını o kadar güzel anlatıyor ki Mehmet Yılmaz bu eserinde. O yüzden bu eser sırf bunun için bile okunmalı. Tamam, Aytmatov'un bütün eserlerini okudunuz bitirdiniz. O eserlerle ilgili Mehmet Yılmaz'ın bu kitapta yaptığı yorumlar size çok şey katacaktır. Şayet “ben Aytmatov okumadım ama okumak istiyorum” diyorsanız da bu kitap size göre. Öyle ki Mehmet Yılmaz o eserlerle ilgili size ipuçları vermiyor, eseri size önden tanıtmıyor. Ama eserle ilgili adeta elinize bir fener veriyor ve diyor ki, “bu fenerle, bu eserin yollarında daha güzel yürüyebilirsiniz.”
Kitabın ikinci bölümünde Mehmet Yılmaz oturmuş birisi Kırgızistan'da birisi İstanbul'da olmak üzere Cengiz Aytmatov'la iki tane röportaj yapmış ve bunları birleştirmiş. “Nasıl yani, Mehmet Yılmaz, Cengiz Aytmatov'la bir araya mı geldi?” Hayır gelmedi. Mehmet Yılmaz da tıpkı benim gibi, 2007 yılında Cengiz Aytmatov, Elazığ'da bir kitap fuarına geldiğinde “neden orada değildik, neden gitmedik?” diye başını duvara vuranlardan birisi. Mehmet Hoca bu acısını, bu hayalini, bu özlemini Cengiz Aytmatov'la hayali bir röportaj yaparak gidermiş. Nasıl yani, Cengiz Aytmatov'a sorular mu sormuş? İyi de, Cengiz Aytmatov adına kafasından cevaplar mı vermiş? Hayır vermemiş. Cengiz Aytmatov'a sorduğu soruların cevabını Cengiz Aytmatov'un eserlerinde, Cengiz Aytmatov'un konuşmalarında, Cengiz Aytmatov'un kendini anlattığı metinlerde veya onu anlatan metinlerde bulunan cümlelerini toparlayıp yani kendi sorduğu sorulara Cengiz Aytmatov'un farklı platformlarda verdiği cevaplarla bu röportajı oluşturmuş ki, şahane bir fikir ve şahane bir metin olmuş. Çok keyifliydi. Aytmatov'la ilgili çok şey öğreneceğiniz bir bölüm oluşmuş.
Üçüncü bölüm ise Mehmet Yılmaz’ın Aytmatov'la ilgili birçok yerde yaptığı konuşmalar, yazdığı yazılar gibi şeylerin metinlerinden oluşuyor.
Cengiz Aytmatov, büyük Manas Ata’nın oğlu, büyük Alayların kraliçesi Kurmancan Datka'nın ülkesinin evladı… Aymkan’ın ve Aytmat’ın torunu, Türk dünyasının değerli evladı Törekul ile aydın kadını Nagima’nın çocuğu…
Cengiz Aytmatov'dan bahsedince Mehmet de, ben de hiç susamayız ama size bir şey söyleyeyim mi? Ben Cengiz Aytmatov'la ilgili yazılmış çizilmiş ne varsa okumuş, yemiş yutmuş bir insan olmama rağmen ne zaman Mehmet Yılmaz dostumla beraber otursam ve Cengiz Aytmatov'u konuşsak mutlaka ondan yeni bir şey öğreniyorum.
Buradaki röportajda da okuyacaksınız. Cengiz Aytmatov’a dünya görüşü sorulduğunda ki, ikimize de tam uyuyor, diyor ki Aytmatov: “Benim dünya görüşüm, her türlü totaliter rejime ve bu türden ideolojik dayatmalara karşı çıkmak ve direnmektir.”
Yayın hayatının başlarında olan ve adını Manas Ata’mızdan alan Manas Yayınları’ndan çıkan bu eseri, Aytmatov'u seven ve okuyan, Orta Asya Türklüğüne ilgi duyan, dünya edebiyatına ilgi duyan ve bu büyük evrensel yazarı tanımak isteyen herkese tavsiye ediyorum. Mehmet Yılmaz'ı da Türk edebiyatına bu güzel eseri kazandırdığı için tebrik ediyorum.