Bu kitap ile tarihin derin ve tozlu sayfalarını aralıyoruz. Bu aralıktan 1402 yılında gerçekleşen Ankara Muharebesi’nin derin detaylarına ulaşıyoruz.
• Osmanlı imparatorluğu, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bâyezid komutasındayken Türkistan hâkimi Emir Timur (namı değer Aksak Timur) ile bir savaşa girer. Bu savaş sonunda Osmanlı mağlup olur ve Yıldırım Bâyezid esir düşer.
• Kitap aslında bu savaş ile gelişen olayları ve karakterleri okurlarına gerçek ile kurguyu harmanlayarak sunuyor.
• Savaşın en çarpıcı yanı Timur’un fillerle yaptığı saldırıdır. Buradaki fil gerek bir metafor gerekse karşı konulamayacak bir gücün ifadesi.
• Bu kitabı en farklı yönü ise olaya sadece savaş ve tarihi açıdan bakmayıp, korsanlar, şövalyeler, suikastçiler, halktan insanlar gibi çok farklı karakterlerin bakış açısından bakarak o dönemdeki savaş atmosferinin detaylarını anlayabilmekti.
• Karakterler açısından bakış açılarını beğendiklerim vardı.
Bir demircinin oğlu olan Teo, o dönemin şartlarında tüm gücüyle mücadele eden kadın savaşçı Zaya, ismi değişse de ruhu değişmeyen ve kaderine terk edilen Zoyan, kardeşlerinin sözde ihanetine boyun eğmeyen ve meydanda sonuna kadar savaşan Musa Çelebi, babasının tutsaklığında padişahlığını ilan eden Süleyman Çelebi (bkz. Fetret Devri), savaştan kaçan ve Bolu’da asker toplayan şehzade Mehmet, yaman denizciler Stefan ve Giovanni ve güzelliği kadar savaşçı kimliği ile ön plana çıkan Vareg muhafızlarından Afrid.
• Bu bahsettiğim karakterlerin hepsinin kitap içerisine birbirleriyle nasıl bir bağlantısı olduğunu okuyunca anlayacaksınız.
• Açık konuşmak gerekirse kitaba başlamadan önce önyargım vardı. Çünkü ben tarihi kurgu okuyamayan biriyim fakat kitap tüm önyargılarımı yıktı beni o savaş meydanı’nın içerisine çekti sanki.
• Tarihi kurgu, Osmanlı dönemindeki savaşlar ve farklı bakış açılarını okumayı seviyorsanız kitabı tavsiye ederim.