''Bir İnsanın Karakteri, Onun Yazgısıdır''
Platon tarafından bile anlaşılmayan tarihin en gizemli filozofunu ben nasıl anlayabilirim ki diye çıktığım bu yolda, Turgut Özgüney tarafından olabildiğince açık şekilde hazırlanması sayesinde en azından bir fikrim oluştu.
Herakleitos “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” der ve yine Herakleitos’a göre bu, ateşe benzetilir. Ateşin içerisine ne gelirse gelsin formu değişir ve sürekli devinim halindedir. Bir yandan beslenir, diğer yandan küle dönüşerek –ya da onun deyimiyle buharla– kendisinden verir; ama tükenmez, aldığı kadar da verir. Değişime imkân verenin kendisinin değişmeden kalması gerekir. Bu düzen de logos’tur, yani ateş için logos diyebiliriz.
Bunca değişim olurken değişimi düzenleyen, değişmeyen şeydir. Değişim ve sürekli akışla ilgili en bilinen sözü ise “Bir nehirde iki kez yıkanılmaz.”dır. Şeyleri bir arada tutan karşıt gerilimdir. Bu karşıt gerilim aynı zamanda evrenin gizli uyumunu sağlar.
Herakleitos ayrıca “Ruhların ölümü su olmaktır, suyun ölümü toprak olmaktır. Su topraktan meydana gelir, ruh da sudan.” diyerek gizemli bir ifadeyle bu unsurların birbirine dönüşmesini açıklamıştır. Ruhlar için ölümün su demek olduğunu şuradan çıkarıyoruz: Bu bahsettiği ölüm, haz arayan ruhların başına gelen bir şeydir. Çünkü haz, ruhun nemlenmesidir. Tıpkı sarhoş olan adamın nereye gittiğini bilmemesi gibi; yani ruhun nemlenmesi, maddeye boyun eğmesi, maddenin cazibesine kapılarak onun kölesi olması anlamına gelir.
Ruhlar dünyaya imtihan için gelir. Maddeye tapanlar kaybedecek, maddeye tapmayan ruhlar kazanacaktır. Böylece maddesel hazlardan uzak durarak hakikate yakın olunabileceğini vurgular.
“Tanrılar ve insanlar birdir, birbirlerinin yaşamlarında ölürler.” diyerek ise Tanrı’nın logos olduğunu, yani hakikat olduğunu vurgular. Her insanla var olup her insanla birlikte ölüyor. İnsanlar da bir şeyin ölümüdür; yani biz de sürekli devinim halindeyiz.
Stoa okulunda da Herakleitos’un logos öğretisi kendi felsefi anlayışlarında uygulanmıştır. Logos öğretisi sonra Hristiyanlığa geçmiştir. Bu da Yuhanna İncili‘nin ilk sözünde logosa yapılan gönderme sayesinde net bir şekilde görülür: “Başlangıçta söz vardı, söz Tanrı’yla birlikteydi ve söz Tanrı’ydı. Başlangıçta o, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey onun aracılığıyla var oldu.” Burada logosun bir diğer anlamı da “söz”dür.
Varoluşsal olarak da “Bir şey var değildir, aksine her şey daha yeni oluş halindedir.” İnsan, kendini doğanın ve evrenin akışına yabancılaştırdığında ölümü bir yok oluş gibi yaşar. Ama bu akışı fark ettiğinde, ölümü yaşam kadar doğal bir döngü olarak kabul eder. Çünkü biz “var” değiliz, “oluş” halindeyiz. Yok olmak da bu oluşun bir parçasıdır ve sonra yeniden zaten var olacağız gibi bir bakış açısına sahiptir.