Kalbimdeki Dövme
"İnsan, hiç yaşayamadığını bilemez, eksik olanı anlayamazdı."
Üç kuşak, üç kadın, üç erkek...
Susan, içine atan, dünyanın yükünü omuzunda taşıyan, içindeki boşlukları doldurmak zorunda kalan kadınlar. Belki siz belki de tanıdığınız biri... Gerçek bir hikayeden uyarlanarak yazılan bu kitabı okuduğunuzda ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Annesiz büyüyen bir adam ve babasız büyüyen bir kız... Annesinin onu terk edişinden sonra hiçbir kadına bağlanmayan bir adam ve hiç görmediği babasının sevgisini başkalarında arayan bir kadın.
Yun, Belkıs ve Sidar...
Yun, ülkesini bırakıp askerliğini bitiren Ahmet ile birlikte Türkiye'ye geliyor. Askeri disiplinden gelen Ahmet ne ona ne de çocuklarına sevgisini gösterebilmiş. Yun hep içine atmış, sessiz kalmış ve sesi duyulmamış. Oğlu Kaya hayırsızın biri çıkmış, kızı Belkıs ise üniversite okurken evi terk edip gitmiştir.
Belkıs, babasının baskısı ve sevgisizliği altında büyümüş, erken yaşta yanlış bir evlilik yapmış ve iki çocuğu olmuştur. Boşandıktan sonra tekrar baba evine dönmüş ve çocuklarını orada büyütmüştür. Oğlu Murat'ı bir trafik kazasında kaybetmiştir. Kızı Sidar ise İstanbul'a okumaya gitmiş ve bir daha geri gelmemiştir. Annesi Yun gibi sessiz olan ve hep içine atan, içinden konuşan Belkıs babasının ölümünden sonra annesiyle yalnız kalmıştır. Kardeşi Kaya ise babası öldükten sonra sürekli onlardan para isteyip rahatsız etmiş ve sonunda baba evini sattırmıştır.
Sidar... Babasını hiç görmeden büyüyen, bana sevgisi nedir bilmeyen, annesi gibi erken yaşta yanlış bir evlilik yapan ve boşanan, sonrasında da duyduğu birkaç güzel cümleyle kendinden vazgeçecek kadar deli gibi aşık olan... Umut ise Sidar'ın aksine asla bir kadına bağlanmamış, gününü gün etmiş ve annesi gibi hiçbir kadının onu terk etmesine fırsat vermemiştir. Ona göre aşık olmak diye birşey yoktur.
İçlerindeki boşluk ise ne yaparlarsa yapsınlar dolmayacaktı. Çünkü bu boşluğu doldurabilecek hiçbir şey yoktu. Okurken sinirlenecek, kızacak, üzülecek ve hüzünleneceksiniz. Sonra susan, susmak zorunda kalan, susturulan kadınlar gelecek aklınıza yeniden. Onlara bir ses olmak isteyeceksiniz, onların adına konuşmak isteyeceksiniz. Ve belki de bir kere ses olduktan sonra bir daha susmak istemeyeceksiniz...
Sen hayalini kurarken, hayat sana tokadını öyle bir ayar ki ne olduğunu o acıyı sindirmeye çalışırken anlarsın!
Aşk da hayat gibi tezatlardan oluşmuyor muydu?
Ruh, surete yansımaz zannedersin. Oysa ait olmadığın, içindeki gerçeklik bir şekilde ele verir seni ve hayatta bazen seni çok mutlu edenlerle sınanırsın.