Çok ama çok güzel bir kitapla geldimmm!
Bu kitabı okurken sanki bir roman değil de, birinin hayatına konuk olmuş gibi hissettim. Nigar’ın hikâyesi tam da böyle bir şey; hem kırılgan hem güçlü bir kadının adım adım olgunlaşma süreci. Hayat ona pek yumuşak davranmamış; sevmiş, umutlanmış, hayal kırıklıkları yaşamış ama her seferinde toparlanmanın bir yolunu bulmuş.
Hikâyede Kırım Savaşı yıllarına da tanıklık ediyorsunuz. O dönem sadece cephede olanları değil, geride kalan insanların neler yaşadığını da hissediyorsunuz. Nigar için de bu dönem bir kırılma noktası gibi; çünkü savaş sadece toprakları değil, insanların hayatlarını, hayallerini de sarsıyor.
Bir de üniversite hayatı var ki, o kısımlar insana farklı bir tat veriyor. Gençlik heyecanı, arkadaşlıklar, kendi ayaklarının üzerinde durma çabası… O yıllar hem Nigar’ın karakterini şekillendiriyor hem de gelecekteki kararlarını etkiliyor.
Diğer karakterler de boş değil; kimi ona omuz veriyor, kimi canını yakıyor. Özellikle ailesi ve yakın çevresiyle olan ilişkileri, kitabın ruhunu besleyen en önemli parçalar bence.
Dil olarak çok sade ve akıcı. Ağır bir dram değil, sizi yormuyor. Çocukların, gençlerin de rahatlıkla okuyabileceği türden. Hatta ailece okunup üzerine sohbet edilse, savaşın insana yükledikleri de, gençliğin hayalleri de çok güzel konuşulur bu kitapla.
Bittiğinde öyle büyük bir şaşkınlık ya da yıkım bırakmıyor; tam tersi, insana huzur veren bir dinginlik kalıyor. Sanki bir arkadaşınız uzun bir akşam oturmasında size hayatını anlatmış da, siz de hem üzülmüş hem de biraz umutlanmışsınız gibi.
Eğer siz de gerçek bir hayatın izlerini taşıyan, akıcı ve içten bir hikâye arıyorsanız, “Perver Nigar” tam o kitap. Gönülden tavsiye ediyorum