10/10
·440 syf.··
2025 28. kitabı
#pandadiyorki Zamanın Unuttuğu Kadın: Leyla//Kitap yorumu . İki farklı yüzyıl, iki farklı Leyla. 1900lü yıllara, II. Abdülhamid zamanına götürüyor ilk Leyla bizi. Saray hekimi olan babasının destekleri ile iyi eğitim almış, Fransızca konuşabilen, zamanının hatırı sayılır ressamlarından biri olan Fausto Zonaro'dan resim dersleri almış mükemmel bir kadın o. İdealleri ve hayalleriyle son derece naif bir karakter olan Leyla, babasının vefatından sonra üvey annesinin de ısrarıyla Rıza ile evlendiriliyor. Fakat Leyla'nın içinde öyle bir cesaret öyle bir ateş var ki bu onu çok tehlikeli bir dilemmaya sürüklüyor. Şimdi önünde iki seçenek var. Leyla, sürgünden dönen kardeşi Fuat'ın teklif ettiği son derece tehlikeli görevi kabul edip saraya sızacak mı yoksa babasının ölene kadar bağlı olduğu Padişah'a ihanet etmeyi kabul etmeyip kardeşine sırt mı çevirecek ? Ve 2000li yıllara gidiyoruz. Bir diğer Leyla ailesinin baskısından kaçmak için evlendiği Ömer ile mutsuz bir evliliğin içinde sıkışmış durumda. Kendi hisleri ile boğuşurken şans eseri tanıştığı Hakan'ın bulduğu bir mektup belki de hayatını değiştiriyor. II. Abdülhamid dönemine ait mektup her adımda onları birbirine bağlarken buldukları ipuçları, 1900lerin Leyla'sı ile kesiştiriyor yollarını. Leyla'nın mezar taşında gördükleri sembol ile işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Bu macerada Leyla başka bir Leyla'nın adımlarını takip ederken kendine doğru da bir yolculuğa çıkıyor. . Kitabımız iki farklı zaman çizgisinde ilerliyor ve siz tarihi bir roman okumayı beklerken Da Vinci'nin Şifresi ayarında bir macera beklemekte sizi köşe başında. Her bölüm puzzle'ın kayıp bir parçası. Siz ilerledikçe onlar da zihninizdeki yerlerine oturuyorlar. Ve önünüzde kocaman bir resim beliriyor. Bu yolculukta yanlız da değilsiniz. Günümüz Leyla'sı ve Hakan ile çıktığınız bu yolculuk her adımda sizi geçmiş Leyla'sına ve hikayesine biraz daha yaklaştırıyor. Bu kadınların yollarının kesişme şekli, satır aralarındaki ipuçları, o gizem ve macera havası sizi içine çekiyor. Yazarımızın kaleminde öyle bir şey var ki hikayeyi okutmuyor yaşatıyor sanki. Ben 1900'lere gittim. O odalarda dolaştım, o kayığa bindim, o tünele indim, o sokaklarda koştum. Bu his i-na-nıl-maz-dı. Hele o son 200 sayfayı okumadım neredeyse içtim. Maceranın temposu kalp atışlarım ile amansız bir yarışa girdi sanki. Bu koşuşturma arasında iki Leyla arasında paralellikler bulmayı da çok sevdim. Bu kadınların yaşadığı, yaşamak zorunda bırakıldıkları yanlızlık hem ortak hemde çok tanıdıktı. Fakat bununla baş etme yolları da bir o kadar farklıydı. İkiside hikayeleri ile bana ilham oldular. Sadece ben geçmiş Leyla'sını biraz daha fazla sevmiş olabilirim. O kadar büyük hayranlık duydum ki o naif karakterin içindeki güce, cesarete, merhamete, insanlığa. Muazzam bir kadındı ve ben ona veda edip gerçekliğe dönmekte çok zorlandım. Zaman onu unuttu ama ben hiç unutmayacağım. İstiyorum ki hepiniz tanıyın onu. Hepiniz şahit olun hikayesine. O yüzden artık sıramı size devrediyorum. İki mükemmel kadın ile bir maceraya var misiniz ?
Zamanın Unuttuğu Kadın: LeylaGülsüm Kınıkoğlu Başer · Destek Yayınları · 2025111 okunma
·
56 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.