·224 syf.····Okunma: 06 Eylül 2025 13:43 Bir söz vardır "analar tahtını yaparmış da bahtını yapamazmış" . Biraz düşününce ne kadar haklı olduklarını alıyorum. Evlatlarımız için her şeyi yapıyor,her şeyin en iyisini istiyoruz ancak hayatın hangi yönü doğru evrildiğini göremiyoruz çoğunlukla.
Üç nesil kadın , birbirine benzeyen yaşamlar...
Yun, Belkıs,Sidar.
Kore savaşına katılan Ahmet , ülkesine dönerken sevdiği kadın Yun da onunla birlikte gelir. Evlenirler ,iki çocukları olur. Ahmet askeri disiplini evde de devam ettirir,sevgisini hiçbir zaman göstermez/gösteremez. Yun sessiz bir kişiliktir , ne olursa olsun sesini çıkarmaz, tepki göstermez. Annelerinin gösteremediği tepkiyi çocukları sessiz bir karşı gelişle gösterirler . Kaya izin verilmeyen bir kızla evlenip farklı bir şehre taşınır . Belkız da annesi gibi sessizdir. Baba korkusu ve hakimiyeti altında büyürken üniversiteyi kazanır . Okurken o da ailesinden gizli evlenip kardeşinin bilindiği şehre yerleşir.
Ailenin ,anne-baba desteğinin önemi çok büyüktür. Baba desteği olmadan -maddi değil manevi olarak - büyüyen ve bir hayat sahibi olan çocuklar geleceklerine ton vermekte başarılı olamıyorlar maalesef Baba sevgisini karşısına çıkan erkeğin sevgi ve sıcaklığında arıyor belki Belkız ancak yanlış adamda aradığını hayatı tepetaklak olunca anlıyor üstelik artık iki de çocuğu vardır.
Sidar ... Belkıs'ın kızı . Baba ocağına sığınan annesi gibi olmamak için okuyor ve bir meslek sahibi oluyor. Dede otoritesinden uzakta İstanbul'da çalışmaya başlıyor. Ne kadar kendi geleceğini kurtarmış gibi görünse de o da baba sevgisinden uzak büyüyor. Babası bir fotoğraftan ibaret. Fark etmese de baba sevgisi, sıcaklığı ve verdiği güveni erkeklerde arıyor. Ona sıcaklık gösterene aşık oluyor. Bu aşk aslında bir tür bağlanma . Kendisi sağlıkçı olsa da bu durumları fark edemiyor. Ne demişler terzi kendi söküğünü dikemez.
Birbirinin kaderini yaşayan kuşaklar ve hayatlarına giren erkekler... Kadınlar içlerindeki boşluğu doldurmaya çalıştıkça yaralı ceylan kokusunu alan aslan gibi giriyor hayatlarına bu erkekler .
Gerçek hikayelerden oluşan bu romanı boğazımda bir yumru ile okudum. Öyle dokunaklı öyle etkileyici ki ... Sonunu merak ederken aynı zamanda hiç bitmesin istedim. Yazarın anlatımı,karakter yerleşimi ve kelimelere anlam yükleyişi şahane. Olayları okurken yaşıyor , karakterlerin duygularını birebir yaşıyorsunuz. Her ortam net bir şekilde gözde canlanıyor. Benim için özel olan kitaplar bölümüne koyarken kitabı sizlere de canı gönülden tavsiye ederim.