Puan vermedi·616 syf.····Okunma: 07 Eylül 2025 00:41 "İnsanın en büyük arzusu, iradesini özgürce kullanabilmektir."
"Sevmek, başkasının içine gizlice ve sessizce girerek, orada kendi kimliğini unutmaktır."
Birisinin canını acıtır gibi sevmek…
Bu, aşkın zarif bir çelişkisidir: Hem sarıp sarmalamak isterken, istemeden dokunduğun yerde yara açmak. Çok sevmekten, sevgini taşıyamamaktan, belki de karşı tarafı kendi aşkının ağırlığı altında ezmektir. Sevgin öyle yoğun, öyle yakıcıdır ki, ruhunun elleri hem okşar hem de acıtır.
Bazı sevgiler vardır, ateş gibidir. Yaklaştığında ısınırsın, ama fazla yaklaşırsan yanarsın. Tıpkı Nazım’ın dediği gibi:
"Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey / Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey… / Fakat artık ümit yetmiyor bana, / Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum."
Bir insan niçin sevilir? Güzelliği, yakışıklılığı, serveti?...
Siz hiç en yakın arkadaşınızın mutluluğu için kendi sevdanızdan vazgeçtiniz mi?
Ya da en yakın arkadaşınız ölümcül bir hastalığa sahip olsaydı ve sizin sevgilinize ya da nişanlınıza aşık olsaydı sırf ona duyduğunuz vicdan nedeniyle onun son arzusunu yerine getirmek için sevgilinizden ona aşık olmuş gibi rol yapmasını ister miydiniz?
Hem Victoria döneminin kadınların toplumdaki ikinci sınıf varlığını, hem de kapalı kapılar ardında yaşanan baskılardan bezmiş aşkların hikayesini okumak istiyorum diyorsanız bu kitap tam da size göre.
Eşcinsellik içerir.