Bize ait olmayan bir bardağı, tabağı kırdığımızda utanıyoruz.. utanmalıyız da..
Telafi etmeye çalışıyoruz sonra.. etmeliyiz de..
Özür diliyoruz; verdiğimiz zarardan ötürü, belki hatırası vardı belki takım bozuldu belki sahibi onu çok seviyordu.. dilemeliyiz de.
Hiçbir sebebi olmasa ve o eşyanın sahibi bizi çok sevse dahi.. özür dilemeliyiz..
Fakat ne ilginç; kalp sanki bir bardaktan daha az kıymetli.. sanki bir tabak kadar hürmeti, özeni hak etmiyor gibi..
Kalbi kıranlar sanki alacaklı gibiler..
Sanki kalpler kırılmayı hak ediyor gibi..
Sanki özellikle en çok sevenleri kırmak serbest gibi..