Bu kitap temiz insanların midesine dokunmaz. Çünkü temiz insanlar zaten kapağını açmaz. 666, kutsala küfredip günaha methiye düzen bir taşlama değil sadece; içimizde bastırdığımız bütün gölgelerin kan revan içinde dans etmesi. İskender burada şiir yazmıyor, resmen iğne batırıyor derimize.
Satırlar yanık bir apartman boşluğundan yükselen duman gibi, gözlerini yakıyor, ciğerlerini boğuyor. Beden diye bir hapishanenin içinde çırılçıplak dolaşan arzuların, sistemin kirli duvarlarına çarpıp geri sekmesi… Erotizm burada bir fantezi değil, bir yara. Damarından sızan öfkeyle birlikte okurun suratına sıçrayan kan gibi.
666, sadece edebiyat değil; bir meydan dayağı. Toplumun kutsal bildiği bütün masaları deviriyor. Sana öğretilmiş ahlaka, dayatılmış dine, sahte erdeme suratına tükürür gibi saldırıyor. Her satırında “Ben buradayım, siz de bu pisliğin içindesiniz!” diyen bir isyan var.
Ve işin ironisi şu: Kitabın adı tesadüf değil. 666, şeytanın rakamıysa eğer, bu kitap da şeytanın kalemi. Yaktığı şey cennet değil; içimizdeki sahte huzur.