Gönderi

Puan vermedi·431 syf.··
2025 145. kitabı
Sıradan bir okur olmakla birlikte 1000kitap uygulamasının, inceleme"nasıl olmalıdır?" minvalindeki kısa bilgilendirici yazısına bir not düşmek istiyorum. Eleştirmenlik vasfına sahip olmadığımızı bilmekle beraber her yazarin birtakım kişilere,edebiyat literatüründe otorite sayılan-tabi böyle bir otorite varsa- isimlere verdiği haraç eleştiridir. Biz,edebiyat kuramlarından,karakter analizinden,kurgu ve biçemden,romanın sosyal yapıyla ve tarihle olan ilişkisinden bihaber olanlar için edebiyat eleştirisi kılavuzdur. Bu kılavuzu kullanmak ve alintilamak için izne gereksinim duyulmaz,zira yazılan her metin bir kimsenin sahiplenici elinin golgesi altında değil, evrensel elin sahiplenici gölgesinde korunur. Özgün cümlelerle betimlenecek olan şey yalnızca o eserin iskeleti olacak ve bakana bayağı bir tiksinti vermekten başka bir işe yaramayacaktır. Evvela bu hikayenin gerçekliğine ilişkin bir şüphe olmamalı. İsimler,yerler değiştirilmiş lakin olayın hayattaki ayrıntılı özüne dokunulmamış. İç mantık yegane önemsedigi şeydir. Üslubu için Çin işkencelerine katlanır. Titizlik,yenilik meraki aklını tıkarsa kaçar. Bazen altı haftada yazar bazen iki haftada. Madam Bovary bir kez yazılmış ve 5 yıl gerekmiştir. Realist olmaktan nefret eder ve bu nefretle yazar. Hayatın birebir temsili,alisildik kahramanın kaldırılması,yazarin saklanması temel kaygısıdir. İki uzak kasaba arasındaki mesafeyi kendisi yaşayarak gidip görerek olçecek kadar gerçeğe düşkünlük sergiler. Sevgi ve merhamet eksikliğini bulmak için Wilde olmaya gerek yoktur. O deterministtir,kafası uğruna kalbinden vazgeçmiş,dilin sınırlarında durmadan katlandığı güç begenirligiyle yazmaya çalışmıştır. "Kitapları hazmetmeden veya hazmedilemeyecek çağlarda okumanın ezeli kadın ornegi Emma Bovary'dir. Hayalindeki hayatı yaşama hevesini ona yalnız kendi romantik ruhu değil,daha çok mevsimsiz okuduğu kitaplar vermişti. Madam Bovary'nin talihsizligi yalnız kitaplardan değil, uyuşuk bir erkekle evlenmesindedir." (N. Sami Banarli) Madam Bovary, doruk noktasındaki gücüyle,en tutkulu hedefleriyle,aynı zamanda da yüreğinin derinlerinde yatan halleriyle bir erkek olarak kalmıştır. (W. Benjamin) Bovarizm 1902 yılında Fransız bir araştırmacı tarafından ortaya atıldığında 'kendini olduğundan başka biri görme ' Emma'nin mahvınin temel sebebiydi artık. Düş kırıklıkları,yaşaması umulan maceraların eksikligiyle oluşan rusal girdaplar , olmak isteyip de olamadığı kişi için duyduğu azap... Kendi mahvı estetik bir haz olarak ortaya çıkıverir. Hayatın bize verdikleriyle ne yapacağımızı bilemediğimiz zamanlar,telaşlandigimiz ve panik halinde koşuşturup durduğumuz zamanlardır. Bu zamanlarda isyan eder,kendimize lanet okur ve olamadığımız herşey için esef duyarız. Acımızı,korkularımızi gogusledigimizde kimseden zayıf olmadığımız hükmüyle bir sevinç parıldarken,yine de buruk gülümseriz. İsteriz ki bu gülümsemenin burukluk ve hayal kırıklığı taşıdığını birileri anlasin,büyük cümleler kursun,bir kurşunun ya da ölümün soğukluğuyla bizi kurtarsın.. Yaşayan hakiki Bovary, yazılan Bovary ile bir karakter fakat daha az acı çeken bir insan olsa gerek. 5 yıllık kesitin ürünü Emma derin hayal kırıklığı ve bambaşka bir yüzüyle, çoğu zaman tanıdığım kadınların siluetini tahayyül etmeme sebep oluyor. Bovary'nin gerçek hikayesinin peşine düşecekler için Flaubert titizliği dileyemem zira çok yorulacaklar. Kısacası begenimin ötesinde, gustosuyla kendine çeken bu başyapıtı,milyoner olmaktansa hoşa gidecek tek sayfa yazmayı yegleyen yazarin anisiyla selamlayabilirim anca.
Madam BovaryGustave Flaubert · İletişim Yayıncılık · 202540,8bin okunma
·
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.