·352 syf.····Okunma: 08 Eylül 2025 22:42 Rina Kent’in Canavar Üçlemesinin ikinci kitabı olan Canavarımın Yalanları, ilk kitaptan gelen yüksek tempoyu hiç düşürmeden, daha da çarpıcı bir noktaya taşıyor. İlk kitabın sonunda yaşanan o büyük şoktan sonra hikâye tam da bıraktığımız yerden devam ediyor.
Kitap girişinde Kirill’in çocukluğuna gidiyoruz. Henüz on üç yaşındayken babasının acımasızlığına, kardeşlerini korumak için verdiği o sert kararlara şahit oluyoruz. Bu sahne aslında Kirill’in neden böyle bir adam olduğunun, zirveye çıkmak için neden bu kadar hırslı olduğunun en net açıklaması. Güçlü olmalıydı, çünkü güçsüz olduğunda sevdiklerini kaybediyordu. Onun ruhundaki kırık parçaları görmek, karakterini daha iyi anlamamı sağladı.
Sonra günümüze dönüyoruz ve işler yine tam bir kaos! Sasha, amcasını görmek için yola çıkıyor ama aslında bir tuzağa sürüklendiğini bilmiyor. Kirill ise Sasha’nın gizlice bir erkekle buluşacağını sanarak peşine düşüyor ama olay hiç de tahmin ettiği gibi gelişmiyor. Pusuda vuruluyor ve ölümle burun buruna geliyor. İşte burada Sasha’nın cesareti ve inadı devreye giriyor: ailesini karşısına alarak Kirill’in hayatını kurtarıyor. Bu kısımda Sasha’ya hayran kaldım, çünkü aşkı uğruna göze aldıkları çok büyüktü.
Ama iş bununla bitmiyor. Aralarındaki güven büyük bir yara almış durumda. Kirill, Sasha’nın ihanet ettiğine inanıyor, ona açıklama şansı vermiyor. Yine de ondan kopamıyor. İşte Kirill’in en çelişkili tarafı da burası: yanında istiyor ama acı da çektiriyor. Hem cezalandırıyor hem sahipleniyor. Bu gelgitler çok yoğun hissettiriyor, okurken hem sinirlendim hem de ikisinin arasında ki bu tutkulu çekimden kopamadım.
Sasha tarafında ise durum bambaşka. O, Kirill’in güvenini yeniden kazanmak için savaşıyor. Amcasının kimliğini açıklamayarak aslında onu korumak istiyor ama bu suskunluğu Kirill’in yanlış düşüncelerine sebep oluyor. Yine de Sasha’nın inadı, dik duruşu ve sevgisi çok etkileyiciydi.
Bir diğer önemli nokta Kirill’in Pakhan olma süreci. Güç için görücü usulü bir evlilik yapması gerektiğinde işler iyice karışıyor. Bu haber Sasha’yı yıkıyor ama Kirill’in de kendi içinde farklı planları var. Bu noktada karakterin acımasız zekâsına bir kez daha şahit oluyoruz.
Ve sonra o son! Rina Kent tam anlamıyla ters köşe yapıyor. Öyle bir sahneyle bitiyor ki, hem şaşırdım hem de üçüncü kitabı beklemek çok zor olacak dedim. Kirill’in yaptıkları, Sasha’nın yaşadığı yıkım... Her şey o kadar sarsıcıydı ki sayfayı kapattığımda aklımda tek soru vardı: “Şimdi ne olacak?”
Rina Kent’in en sevdiğim yanı, kusurlu ve sorunlu karakterleri bize sevdirmesi. Onun kitaplarında masum aşk hikâyeleri, çiçek böcek romantizmi yok. Tam tersine; karanlık, entrika, ihanet, kan ve bolca gerilim var. Ama işte tam da bu yüzden bağımlılık yapıyor. Kirill gibi bir karakteri hem nefret edip hem de delice sevebiliyorsunuz. Sasha’nın gücü ve direnişi de hikâyeye ayrı bir güzellik katıyor.
Canavarımın Yalanları, hem karakter derinliği hem de olay örgüsüyle serinin çıtasını yükselten bir kitap olmuş. Kirill’in geçmişi, Sasha ile gelgitli ilişkileri, Pakhan olma süreci ve finaldeki ters köşe... Hepsi birleşince ortaya çok güçlü bir dark romance kitabı çıkmış. Türü sevenlere gözüm kapalı öneririm.