Mustafa Gülcan’ın Bir Bedende İki Hayat romanı, bana hem aşkın hem de yalnızlığın ne kadar ince bir çizgi üzerinde yürüdüğünü düşündürdü.
Bir evlilik ne zaman biter? Kelimeler tükendiğinde mi, yoksa sessizlik başladığında mı?
Okurken kalbim sıkıştı, empati kurmadan bir satır bile geçemedim. Sessizlikler, geçmişin yükü, söylenemeyen cümleler… Her şey içimde yankılandı. Öyle ki, bazı bölümlerde hikâyeye müdahale etmek istedim. Alya ve Tuna’nın yaşadıkları hem çok gerçek hemde yaşamın içinden hissettirdi. İlişki dinamiklerini sorguladım, ilişkinin hayat koşullarında alabileceği yaraları gördüm. Bazen sevginin de yeterli olmadığını ve bu sevgi için savaşmak gerektiğini de okurken hissettim.
Ve kitabın en özel sürprizi: bölümler arasına eklenmiş QR kodlar… Onları okuttuğunuzda müzikler ile birlikte görseller eşlik ediyor ve hikâyenin duygusu bir anda derinleşiyor. Yani sadece bir roman değil; müzik, hisler ve küçük sürprizlerle zenginleşen bütünsel bir deneyim.
Kitabın sonu ise benim için gerçekten ters köşe oldu diyebilirim bütün duygularım birbiriyle çarpıştı ve beni derinden etkiledi.
Bir Bedende İki Hayat
Yüreğinize dokunacak, kendi sessizliklerinizi sorgulatacak bir yolculuk olacaktır.
—
Peki sen hiç bir sessizliği, kelimelerden daha gürültülü hissettin mi?
Tütsü Kokulu OkurBir Bedende İki HayatMustafa Gülcan