Sonunda başlangıçlarda geçen bir çizgi roman okuduğum için mutluyum. Avengers Dağıldı benim için hem görsel şölen hem de duygusal bir yolculuktu. Scarlet Witch, Marvel evreninde en sevdiğim karakterlerden biri ve onun kırılgan psikolojisinin koca bir evreni etkilemesi beni derinden yaralıyor. Bir insan olarak Wanda’nın yaşadıklarını kim yaşasa kendini kaybederdi; ama süper kahraman olduğu için ondan beklenen hep tam tersi: kontrolünü asla kaybetmemesi. Oysa Thor gibi bir tanrı bile duyguları olan bir varlık. İşin içinde duygu varsa herkesin sınırları var; Wanda da bu hikâyede bu sınırı en açık şekilde yansıtan kişi.
Çocuklarının varlığından bile haberi olmayan bir annenin, bir arkadaşının ağzından kaçırdığı bir sözle her şeyin alt üst olması… Finalde bayıldığı için tam olarak ne amaçla kahramanları öldürdüğünü ya da ne istediğini bile anlayamıyoruz. Kendini açıklama fırsatı bile bulamadan bir “felaket”e dönüşüyor. Bu hikâyeyi okuduktan sonra House of M ’e geçmekte çekiniyorum; çünkü orada da Wanda’nın kendini kaybedeceğini biliyorum. Ama tam da bu kırılganlık onunla daha güçlü bağ kurmamı sağlıyor. O, tüm gücüne rağmen bizim gibi biri ve bu beni hem etkiliyor hem de üzüyor.
Hawkeye’ın çizgi romandaki bir cümlesi aklıma kazındı: “Hepimiz kısa süreli düşünüyoruz. Hepimiz o saniye önümüzde olanla ilgileniyor ve ardından bir sonrakine geçiyoruz.” Aslında tüm olay bu: anı kurtarmak için her şeyi yapan kahramanlar, sonrasını hiç düşünmüyorlar. Wanda’nın hafızası silindiğinde, bir gün bunun ortaya çıkacağını hiç mi düşünmediler? Tüm evren bunu unutmadıkça böyle bir gerçekle nasıl yaşamaya devam edecekler?
Bu çizgi romanın en sevdiğim yanı da bu felsefi arka planıydı. Koca bir evrenin başlangıcını okurken sadece olayları değil, kahramanların kararlarının ve duygularının ağırlığını da hissediyorsunuz. Bazen her şey birkaç cümlenin arasında saklı olabiliyor ve detaylı okudukça bu derinliği yakalıyorsunuz.
Benim için hem duygusal hem düşünsel bir deneyimdi. Bundan sonra biraz daha sıralı okumaya başlayacağım için mutluyum. Keşke tüm çizgi romanlar düzenli bir şekilde basılsa da bu evreni karman çorman değil, bir bütün olarak takip edebilsek.