Puan vermedi·968 syf.····Okunma: 10 Eylül 2025 22:14 Seri bir bütün olarak aslında çok güzel. Evreni vs çoklu. Yani,
Vampirler
Feyler
Periler
Melekler
İblisler
İnsanlar
Kurtlar
Cadılar
Periler
Merler (denizde yaşayanlar)
Kendilerine hükümdar diyen Asteriler
Ortamda yok yok anlayacağınız.
Ayrıca Ruhn ve Lidia arasında olanlar sıktı beni. Aslında bunun nedeni, itiraf ediyorum. bir kitapta ilk defa baş erkek karakter dışında bir yan erkek karaktere ilği duymam Evet Ruhn’un o serseri tipi altında yatan asıl erkeği görünce bir ilği duydum işte 🩵
ikinci kitap ile bu kitap arasından uzun zaman geçmesi olayları ve bazı kişileri unutmama sebep oldu. Buda tekrar karakterler ve ortam ile bağlantı kurmamı zorlaştırıyor. Beni sinir ediyor bu durum. Bu yüzdenden pek iyi okuyamıyorum. Ayrıca Hunt ve Bryce’in aralarındaki sorunlarda canımı sıkıyor bazen.
yazarın 7-8 karakterinde bakış açısına yer vermesi bazı yerlerde beni sıktı. Aslında heyecan hep orada ama sanki çok mu uzadı diye düşünmedim değil.
Birde Bryce’in güçlerini kazanınca sürekli üstünlük taslaması fazla sıktı gibi. Tamam bu kız hep böyleydi, tamam tam bir kraliçeye dönüşüyor ama bazı yerlerde fazla geldi bana. Neyse ki sonradan orta yolu buldular. Ayrıca sondaki bir sahnede ( okuyanlar anladı beni ) ağladım çok duygusaldı ya. Zaten kitabın mesajı hep hoşuma gitmişti. Şimdi daha çok sevdim.
“Sevgi ile her şey mümkündür”
İkinci kitapta sonun da, Bryce kendini hiç bilmediği bir dünyada buluyor. Üçüncü kitapta buradan devam ediyor. O dünyada ki sırları, yıldızışığı ile ilgili bilmesi gereken her şeyi öğrenmek zorunda. Ve sonra bir şekilde kendi dünyasına dönüp, Asterileri yoketmeli. Tabi bu çok uzun ve zorlu bir mücadele.