Kitapta okuyucunun sabrını zorlayan bir tekrar döngüsü var. Sanki bir aptala anlatılıyormuş gibi aynı prensipleri defalarca yineliyor. Bu durumun sebebi, kitabın sonundaki açıklamadan anlaşılıyor: Meğerse kitap başlangıçta ayrı broşürler halinde yayınlanmış kısa metinlerin bir araya getirilmesinden oluşturulmuş. Bu da kaçınılmaz olarak konuların üst üste binmesine ve sık tekrar sebep olmuş.
En temel eleştirim şu: aslında 3-4 sayfada özetlenebilecek tavsiye ve prensipleri uzun kıssalar eşliğinde anlatarak gereksiz yere uzatılmış. Her ne kadar tarihi atmosfer başarılı bir şekilde kurulmuş olsa ve okuyucuya gerçekten kil tablet hikayeleri okuyormuş hissi verse de, bu lafı uzatma durumu kitabın genel etkisini zedeliyor.
Kitaptaki başarı hikayelerinden biri de etik açıdan oldukça problemli. Borçları yüzünden hırsızlığa başlayan, sonra yakalanıp ceza olarak köle yapılan ve en sonunda sahibinin karısıyla işbirliği yaparak sahibinin develerini çalıp yeni bir hayata başlayan bir adamın hikayesi, 'asla pes etme' gibi mesajı altında sunuluyor. Bu durum hırsızlık gibi etik sorunları görmezden gelerek başarıyı yüceltiyor ve okuyucuya sorgulanması gereken bir mesaj veriyor.
Kısacası kitap laf kalabalığıyla dolu ve çok daha öz bir şekilde yazılabilirdi.