Puan vermedi·80 syf.····Okunma: 05 Eylül 2025 00:25 Jack London bir kez daha hayran kaldım sana. Kitaplarında duygu, mantık, merhamet, çaba, hırs, kabulleniş, sefalet bir o kadar da burjuva... Her kitabın ayrı ayrı güzel ve düşündürücü.
Jack London yaşamı boyunca boksa merak salmış maçlarını izlemiş gözlem yapmış birisiymiş. Esinlendiği fikirler ile '' Bir Dilim Bİftek '' kitabını yazmış. Bu kitap iki hikayeden oluşmaktadır. Bu hikayelerin temelinde de boks maçları söz konusudur.
Açıkçası boks benim pek sevdiğim bir spor dalı değil. Sevenlere tabikide lafım yok ama bana pek hitap etmiyor. Basketbol, futbol, voleybol, artistik buz pateni gibi dalları izlemeyi daha çok tercih ederim. Neyse kitaba dönecek olursak boks maçlarıyla olaylar şekillendiği için sıkılacağımı düşünmüştüm ama hiçte öyle olmadı. Çünkü Jack London edebiyatı, düşünceyi öyle güzel işlemişki boks bu işin aracı olmuş sadece.
Kitabın ilk hikayesi beni gerçekten derinden etkiledi. Kimsenin genç kalamayacağını, gençliğin verdiği tez canlılığın, maddiyatın, ün ve şöhretin, dayanıklılığın, sağlığın, cesaretin yaşlanmaya doğru ilerledikçe yok olmaya yüz tutacağını çok güzel işlemiş. Bir boks maçında yaşlı ve genç boksörlerin dövüşünü değil hayatını, duygularını okuduk aslında. Hayatın gerçek yüzü ile pembe hayatı karşılaştırdık. Tek derdi eve ekmek götürmek olan kişiyle tek derdinin haber manşetleri olduğu kişiyi kıyasladık aslında. Bu hikaye hayatın acımasızlığını hatırlatacak cinsten son bulmuş oldu.
Kitabın ikinci hikayesi de bir önceki kadar anlamlıydı. Yine boks maçı araç olarak kullandı. Böylelikle adaletsizlik, kayırmaca, rüşvet, ırkçılık işlendi. Devrimi, sadece sokakta pankartlar ile sınırlandırmayıp farklı bir boyutta değerlendirdi yazar. Hiçbir destek olmadan kazanılan boks maçının devrim niteliğinde olduğunu gösterdi.
Evet yaklaşık 80 sayfalık kısa bir kitaptı. Ama verdiği okuma keyfiyle birleşen anlamlar pekala uzundu.