·440 syf.····Okunma: 12 Eylül 2025 00:00 James McBride – Diyakoz King Kong
Bazı romanlar sadece olay örgüsüyle değil, dokunduğu ruhlarla da hatırlanır. James McBride’ın Diyakoz King Kong’u tam da bu romanlardan biri.
Yıl 1969. Brooklyn’in kenar mahallelerinde, yoksulluğun, umutların ve hayallerin iç içe geçtiği bir topluluk yaşıyor. Bu mahallenin göbeğinde ise 71 yaşındaki diyakoz Sporceket var. Bir gün, herkesin gözleri önünde genç bir uyuşturucu satıcısını vuruyor. O kurşun yalnızca bir gencin hayatına değil, tüm bir mahallenin sırlarına, suskunluklarına ve vicdanına dokunuyor.
Romanın en güçlü yanı karakterleri:
McBride, anlatısını tek bir karakterin üzerine kurmuyor. Mahalledeki herkes – kiliseden Rahibe Gee, sert görünümlü ama romantik yanıyla Fil (Elefante), hatta en küçük yan karakterler bile – seslerini duyuruyor. Bu da romanı adeta bir “toplum mozaiği”ne dönüştürüyor.
McBride’ın üslubu ise bambaşka bir deneyim sunuyor. Mizahla hüznü öylesine harmanlıyor ki, sayfaları çevirirken hem gülümseyip hem boğazınız düğümleniyor. Anlatı çok sesli; mahalledeki herkesin hikâyesi bir şekilde duyuluyor. Bazen bir kilise korosunun melodisi, bazen bir mafya babasının sessizliği, bazen de geçmişle yüzleşmenin ağır yükü…
Roman sadece okuyucuların değil, eleştirmenlerin de gözdesi oldu.
• New York Times Bestseller
• Winner Of The National Book Award
• Oprah’s Book Club seçkisi
ve dahası… Üstelik Barack Obama’nın “2020’nin en sevdiğim kitapları” listesinde de yer aldı.
Diyakoz King Kong, @jamesmcbrideauthor ‘un imzasını güçlendiren, mizah ile insanlık dersini aynı potada eriten bir başyapıt olarak görülüyor.
Sonuç:
Bu roman sadece bir suç hikâyesi değil; toplulukların direncine, bağışlamanın gücüne ve umudun iyileştirici yanına yazılmış bir ağıt. Eğer bir romanın hem sizi güldürmesini, hem düşündürmesini, hem de kalbinize dokunmasını istiyorsanız, Diyakoz King Kong tam size göre.