"Artık kitapla aramda neyi görüyordum biliyor musun? Seni, senin gölgeni, günün birinde önümden geçen o ışıklı görüntüyü.."
Saplantı haline gelen tutkuların delirttiği Claude Frollo bu klasiğin en karmaşık karakteridir. Vicdanlı bir insanın aşkın büyüsü karşısında nasıl şeytanla masaya oturacak hâle geldiğinin talihsiz bir örneğidir ayrıca. Karşılıksız aşk illetinin sonuçlarını hem rahip de hem de Esmeralda da görüyoruz. Her ikisi de akıl ve mantığı devre dışı bırakarak hayatlarının iplerini tamamen kalplerine vermişlerdir. Gerçi delibozuk rahip kendi hayatını mahvettiği gibi Esmeralda'nın da hayatını sadece mecazen değil gerçekte de ipe götüren olayların baş kahramanı olmuştur.
Notre-Dame de Paris.. Okuduğum en güzel klasik romanlardan.. Başta yer alan uzuun Paris ve katedral betimlemelerinden sonra Victor Hugo şimdiye dek yazılmış en hüzünlü aşk hikayelerinden birini anlatmaktadır.