#kitapincelemesi
Filmini onlarca kez izlediğim bu hikâyenin kitabını ikinci okuyuşumdu. İlkini farklı bir yayınevinden yıllar önce okumuştum ve Betül haskalaycı yayınlarından çıkan bu harika tasarımlı baskıyı görünce dayanamayıp aldım & tekrar okudum. O kadar sevdiğim ve hissettiğim bir hikâye ki İlyas ve Asel’in (Asya) hikâyesi… Uzun uzadıya konusunu anlatmayacağım bilindiğini düşünüyorum çünkü. Kısaca “aşk, sevgi, güven, sadakat, emek” gibi önemli temaları barındırıyor içinde. Bir tarafta çok sevdiği & aşık olduğu fakat ona hatalar yapan İlyas, diğer tarafta fedakarlıkla & emekle yoğurulmuş bir sevgi sunan Baytemir… Asel hangisini seçecek veya seçmeli?
Çok çok çok seviyorum bu hikâyeyi ve vermek istediği mesajları. Eğer izlemediyseniz bu hafta sonu izlemenizi şiddetle önereceğim bir film olacaktır “Selvi Boylum Al Yazmalım”. Kitabı da gönülden tavsiye ederim.
#kitapalıntıları
“Engin bozkırda uzun bir yolculuğa çıkan insan neler düşünmez ki! Çok şeyler düşünür. Çünkü geniş düzlükte ondan başka kimsecikler yoktur, atının nal seslerinden başka bir şey işitilmez. Öyleyse ruhu taşıran duyguları türkülere dökmenin tam zamanıdır.”
“Ziyanı yok. At aynı ize binlerce kere basarmış. Belki bir gün gene karşılaşırız.”
“Asel allak bullak etmişti zihnimi, ruhumun altını üstüne getirmişti.”
“Bir zamanlar ben de böyleydim. Oysa fazla zorlamayacaksın kendini, yaşamdan alabildiğin kadarına razı olacaksın. Yazgısıyla fazla oynamamalı insan.”
“Bir kez geçmişle bağları koparmaya kalkınca insan bütünüyle koparmalıydı.”
“O günden sonra yaşantım başkalaştı. Aslında değişen bir şey yoktu, ben gene yalnız yaşıyordum, fakat uzun süren yalnızlığın öldürdüğü ruhum dirilmeye başlamıştı. Gerçi her zaman insanların arasındaydım; onlarla birlikte düşüp kalkıyor, birlikte çalışıyor, arkadaşlık ediyor, karşılıklı yardımlaşıyordum. Gelgelelim yerini dolduramadığım bir boşluk kalıyordu gene de.”
“Daha önce onsuz nasıl yaşayabildiğime şaşıyordum.”