·344 syf.····Okunma: 08 Eylül 2025 19:06 Agota hanımın en kıymetli ve sansasyonel üçlemesi sonunda bitti. Yazarın kurgudaki inceliğine, zekasına hayran kaldım.
Her bir kitap farklı tarz anlatımla yazılmış. İlk kitap masalsı bir anlatıma sahipken, ikinci kitapta bir anda üçüncü tekil şahısa geçiyor. Son kitapsa kimin kim olduğunu kavramakla sayfaları geçiriyoruz.
İkinci dünya savaşında anneleriden ayrı kalan ikiz erkek kardeşlerin başlarından geçenleri okuyoruz. Yazarın macar olduğunu bildiğimden, kurguda bahsettiği kasabanın Macaristan’da bir yer olduğunu tahmin ettim. Ancak yazar o kadar akıllıca yazmış ki kurgu hiç lokasyon bilgisi vermiyor. Tam bir yersiz kurgu. Biraz tarih bilginiz varsa hayal etmek zor olmuyor.
Savaşı daha çok insan ve toplum üzerinden anlatmış. Savaşla ilgili diplomatik ya da siyasi olaydan bahsetmiyor. Bu yönüyle çoğu kitaptan farklıydı.
Kalemi fazla sert ve yalın. Yalın kelimelerin okuyucuyu bu kadar etkilemesine şaşırdım.
Hoşlanmadığım tek şey bazı sahnelerin ya da belirtilen detayların gereksizliği. Ayrıca içerisinde ciddi anlamda ensest, tecavüz, pedofili, mazoşizm, hayvan şiddeti var. Sorun olansa bu durumların savaş yaşamış toplumda normal olmasını hissettirmesi, adeta normalleştirmesiydi. Kurguda insan ve toplumla ilgili güzel incelemeler yapmışken, bu kadar sert durumları normalleştirmesine gerek var mıydı!!
Yine de okuduğuma memnunum. Tüm külliyatı bitirmek için sabırsızlanıyorum.