Puan vermedi·368 syf.····Okunma: 16 Eylül 2025 13:46 Aşk hayatta kaç kere karşımıza çıkar? Her çıktığında sorgusuz sualsiz peşinde gitmeli miyiz? Ruhumuz, bedenimiz deli gibi gitmek isterken kendimizi tutabilir miyiz? Gidersek yahut yaşananları unutmak için çare nedir? Unutmak için ders alınır mı dersiniz? Feribe alıyor. Aslında herkes alıyor. Kimin neyi unutma isteyeceğinizi bilemeyiz ama adres her zaman aynı Mazi İmha Merkezi. Evet evet aynen aklınıza gelen ‘o film’deki gibi.
Feribe aşk acısını unutmak istiyor. Her insan gibi. O acı yoğunluk, o hayata devam edemeyiş o kadar bunaltıyor ki işyerinde duyduğu o merkeze gidiyor. Hayır kimse ne uyutuluyor ne ilaç veriliyor. Kalem kâğıdı hazırlayın, derslere başlıyoruz. Unutma derslerine. Önce acımızı hatırlayıp kanayacağız sonra güzelce uğurlayıp hayata yeniden başlayacağız zira biz insanız ve hayatta her zaman acı olacak. Bundan kaçış yoksa onla baş etmeyi mi öğrenmek en iyisidir?
Acıyla baş edilemeyecek durumlarda insan çeşitli kaçış yollarına başvurur. Psikolojide bunun bir sürü adı vardır diye düşünüyorum. Feribe’de bunlardan birinden mustarip. Daha on yedi yaşında yaşadığı bir olay peşinden geliyor. İyileşmek sonsuza kadar sürmez mi yoksa insan çok büyük acılarla baş edemeyecek diye kendince yollar mı bulur? Peki o yollar hayatını hangi yöne kaydırır? Feribe’nin başına neler neler geldi. Uyanması lazım olunca kendi hayatına yeniden uyandı.
Kitaba aslında çeşitli pencerelerden bakabiliriz. Her aşk acısı yaşayan kişi alsın okusun diyemem mesela. Öyle akıl alınacak bir kitap gibi düşünmeyin. Hayır, kişisel gelişim değil. Elbette kendinize alınacak bir şey bulursunuz ama o acıyı yaşayacağız, kaçarı yok.
Sevginin sınırı var mıdır penceresini de kitaba dahil etmek gerek. Yalana göz göre göre kanılır mı sevgi için? Birini o kadar sever misiniz? Yoksa buna da sadece insanlık mı demek lazım? Spoiler olmadan bu kısma giremiyorum ama Vedat’ın çok ince yazılmış bir karakter olduğuna inanıyorum ve kitabın sonunu da bu nedenle beğenmedim. Sonu beni yarım bıraktı. Bütün kitap yarım kalmaktan bahsederken sonunda beni böyle hissettirmesi. Kırgınım sadece.
Bir eleştirim de acı kıyasınadır her zaman. Herkesin acısı kendine dense de bak hayatta ne acılar var sahnesini hiç sevmedim. Evet dünyada çok acı var biz o dünyada yaşıyoruz. Ama canımızın kanadığı yer ise bizi o anda durduran başkasınınkini elbette göremem. Onunki daha büyüktür, daha çaresizdir. Doğrudur. Ama bu o an insana iyi gelmiyor, inanın. Herkes dilerim kendi acısını yaşar ve kurtulur. Kimseninkiyle de kendinizi ne olursa olsun mukayese etmeyin. Ha bir de büyük konuşmayın. Susun, boş verin. Kitap okuyun. En iyisi hep kitaplardır. Akıp gidiyorlar. Herkes kendine bir şekilde son buluyor. Sizin sonunuz iyi olsun dilerim.
Herkese keyifli okumalar