@aathinker ben karalamıyorum siz belki de benim yazdıklarımı anlamıyorsunuz. Ben İslam da olan şeyleri size söylüyorum. Rahatsız olduğunuza göre bilinçaltınızla bilinciniz başka şeyler düşünüyor.
İslam'ın sözüm ona altın çağı denilen Asrı Saadet dönemindeki halifeler başta olmak üzere müminlerin yaptıkları evliliklere lütfen İslam kaynaklarından iyi bakın. Bu kaynaklar anonim araştıran herkes bu bilgilere ulaşabilir. 4 halifeye bakın bakalım kaç tane eşleri olmuş. Eşleri de yetmemiş savaşta yendikleri kabilelerden ele geçirdikleri kadın ve kızları kendilerine cariye yani seks kölesi yapmışlar. Ben size olan gerçekleri anlatıyorum.
Ve çok daha fazlası var detaylara girmek istemiyorum...
Kısacası demem o ki ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Sorun sadece insan davranışlarında olsaydı 1400 yıldır İslam dünyası bu şekilde ahlaksız olmazdı. Size asrı saadet dönemini örnek verdim orada bile sürekli kan göz yaşı vardı. Muhammet peygamber öldükten sonra en sevdiği iki insan yani eşi Ayşe ve Halife Ali savaş yapıp cennetlikle müjdelenen insanlar birbirini katletmedi mi? Bunları inkar mı edelim. Keza Halife Ali ile Muaviyenin ordusu savaşıp birsürü Müslüman birbirini boğazlamadı mı?. Müslüman Müslümana Asrı saadette bunu yaparsa başka toplumlara Müslümanlar o dönemde neler yapmıştır siz düşünün. Halifelerin hepsi öldürülmüş. Bu bile Asrı Saadet döneminin aslında Asrı Kabus olduğunu anlatmaya yeterlidir. Halife Osman öldürüldükten sonra Müslümanlar onu mezarlığa bile gömmek istemedi zor bela Halife Ali onu Yahudi Mezarlığına defnetti
Size öğretilen İslam ile yaşanmış İslam farklı olabilir daha çok araştırmanızı ve sorgulamanızı öneririm.
Demek dinin ahlakla hiçbir ilgisi yokmuş! 🫢 Peki, o zaman İslam’daki güzel ahlak vurgusu, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) "ahlakı tamamlamak için gönderildim" demesi hep rüyaymış!
Nietzsche bizi uyandırdı, sağ olsun! 😅
Muhammed'den bağımsız olarak şunu diycem, 1400 yıldır İslam dünyası ahlaken ilerleme kaydedemedi tersine düştükçe düştü. Bugün ateist olan Japonya dünyanın en ahlaklı ülkesi. Sanırım dinle ahlak arasında minimum bir ilişki olmadığı anlaşılmıştır.
Din ile oluşturulan ahlak korkuya dayalıdır. Korkuya dayanan bir ahlak geçerli olmadığı gibi kapsayıcı da değildir. Ahlak, dinden bağımsız olarak ilk topluluklarda yani çok uzun bir zaman önce şekillenmiş ve bundan yalnızca 5-10 bin sene öncesine kadar dine dayandırılmaya başlanmıştır. Çünkü: toplumlarda belirli bir kast sistemi oluşmuştur, tanrı krallar, rahipler yönetici sınıfını oluştururken parya olarak gördükleri halka “köle ahlakını” aşılamıştır. (Nietzsche güzel anlatır) bu köle ahlakı sayesinde tanrı kralların mezarlarında ganimetler ve sarayları oluşmuştur. Aksine bundan önce sömürü yoktur, insan insana kul olma durumu oluşmamış asıl ahlak dinlerden öncedir. Ahlak bir vicdan süzgecidir. Doğayı, insanı ve yaşamı sevdirmeyi öğretmeden, maddeyi ve insan tarihini tanıtmadan, cehennemle korkutmayı değil, güzellikler ile sevdirmeyi öğretmeden sağlam bir ahlak şekillenemez. Yalçın Küçük çok güzel söyler: ülkemiz islamcı değil, muhafazakardır. Bu muhafazakarlığın nedeni ise Türkiye sermayesini ve sanayisini avrupaya ve ABD’ye köle yapan yerli işbirlikçileridir. Muhafazakarlık ABD ideolojisidir
Bu söz farklı dünya görüşüne sahip okuyucular tarafından farklı şekillerde değerlendirildi. Konu hakkındaki nihai düşüncemi az önce yazmış olduğum şu iletiyle noktalamak istiyorum:
"Ahlak, din olmadan var olabilir ama din, ahlaksız yaşanamaz."
Kesinlikle Hocam. Maalesef ki okumuyoruz, okumadığımız için sorgulama yapacak bilgi de olmayınca onun bunun lafıyla hareket eden büyük bir kitleyiz.
Yaklaşık 1000 yıldır Müslümanız. 100 sene önce Atatürk inandığımız dinin kitabını Türkçeye çevirtti. Atalarımız 900 yıl boyunca bilmeden, anlamadan bir dine inanmış, gerçi günümüzde bile Kuranı Kerim'in okuma oranı %4. Hala insanlar inandığı dinin kitabından bihaberler.