Rus-Japon savaşı sürerken bir grup Koreli'nin, bir umutla Meksika'ya kaçması ve orada yaşadıklarını anlatan bir kitap 'Kara Çiçek." Yaşananları okurken her milletin savaş nedeniyle yaşadığı zulümleri görmek insana yine mi dedirtiyor. Zira yıllar geçse de savaşın neden olduğu görünen-görünmeyen birçok hayat kayıp oluyor.
Yıl 1905. Cemulpo Limanı'ndan 1033 Koreli, ne bir diplomatın ne de daha önce herhangi bir Korelinin bulunduğu Meksiya doğru Ilford gemisi ile yolculuğa çıktı. Gemide eski bir kraliyet ailesinden tutun, kaçak bir papaza, onu daha önce soymaya çalışan hırsıza, eski askerlere kadar bir çok farklı insan bir aradaydı. Bir süre sonra gemide salgın hastalıklar baş gösterdi. Hijyenin olmaması ve açlıkla birlikte sersefil olan halk neyse ki Meksika'ya gidecek ve burada çok para kazanıp hayallerine kavuşacaktı. Hatta bazıları yeniden ülkesine dönüp hayatına burada devam edecekti.
Meksika'da her biri çiftliklere satılan Koreliler, çok geçmeden aslında nasıl bir oyunun parçası olduklarını görüyorlar. Adaletsizliğin, haksızlığın pençesine düşen halk dört yıl boyunca zorla imzalatılan sözleşmeler nedeniyle köle olarak agave çiftliklerinde çalıştırılıyorlar. Kimi bu dört yılı tamamlayabilirken kimi hayallerine erkenden veda ediyor. Peki tamamlayanları neler bekliyor dersiniz?
Uzun uzun anlatıp her bir karakteri derinlemesine incelemek gerek bu kitapta. Aşk, umut, ihanet..her birine şahit oluyorsunuz okurken. Özellikle dönemin siyasi olayları, darbeler, bir ülkenin yok oluşunu adım adım hissediyorsunuz.. Kitaptaki bazı cinsellik içeren bölümlerin ise bazı okurları rahatsız edebileceğini düşünüyorum.
Çok severek okudum ve dünya tarihin bu dönemini öğrenmek isteyen herkese yürekten tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar dilerim...