·216 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Eylül 2025 19:08 “Zıtlar birbirine aşık olsa da aşk ortaklık ister.”
Kimler Sever: Geçmişe özlem duyanlar, Nerde eski günler diyenler, Sıdıka’yı sevenler
Kimler Sevmez: Teknoloji bağımlıları, Sosyal medyadan önce bir hayat yoktu diyenler, Kapıların arasına kilim atıp komşularla dedikodu yapmanın tadını bilmeyenler
90’lar İstanbul’unda küçük bir mahalle. ‘Hükümet gibi kadın’ olan annesi Asiye birlikte yaşayan ve bir tuhafiye işleten genç bir kadın: Mihrap. Bakkallar, tuhafiyeler, her sabah aynı seslerle açılan kepenkler, kapı önü sohbetleri, dedektiflik, Uğur Dündar, Adnan Gürses… Dalyan…
Mihrap aşık olmak istiyor ve oluyor da .Ama aşkı istemek mi mutluluk yoksa onu doyasıya tatmak mı? Kitap boyunca umutlarını, hayal kırıklıklarını, iç dünyasını Mihrap’ın ağzından dinliyoruz.
Bu kitap yalnızca bir aşk hikayesi anlatmıyor, bir dönemin ruhunu gözler önüne seriyor. 90’ların İstanbul’u bir dekor değil başlı başına bir karakter. O yılların sokak kültürü, insan ilişkilerinin doğallığı, bugünün hızına yenik düşmüş samimiyetleri yeniden hatırlatıyor. 90’ların sonunu yaşayabilmiş insanların ve o günleri özleyenlerin anlayacağı bir samimiyetle yazılmış akıcı, esprili bir dili var. Sinem Sal’ın okuduğum ikinci eseri. İlki “Behice’nin Yarım Kalan İşleri” idi ve o da çok güzeldi. Devam kitabı olan ‘Mihrap’ da şu an kargoda, geldiğinde okuyacağım