·296 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Eylül 2025 19:04 Paleolitik çağ'dan Demir çağı sonlarına kadar Anadolu'da medeniyetin gelişimini arkeolojik eserler ve çizimler ışığında inceleyen muazzam bir eser.
Türkiye çoğu kez büyük bir açık hava müzesi olarak tanımlanır. Bu doğru bir yakıştırmadır. Çünkü bu bereketli topraklarda insanoğlu yüz binlerce yıldır yaşar gider, kah büyük devletlere ve uygarlıklara parlak imzalar atarak, kah silik ve solgun bir iz bırakarak.Onları kimi zaman Kaniş'in dar sokaklarında, kimi zaman Ephesos'un mermer caddeleinde, kimi zaman Urartu'nun yalçın kayalıklarında, kimi zaman da Süleymaniye'nin kubbeleri altında bulabilirsiniz hala.Binlerce yıldır gelip geçmiş, parlayıp sönmüş olan bu uluslar rengarenk Anadolu mozağinin taşlarıdır. Bu mozayik ne doğuya, ne batıya tıpa tıp benzeyen ve ne de onlardan tümüyle farklı, olabildiğince özgün bir kültürel sentezin ürünüdür, sıcak ve insana yakın, Anadolu sentezi...
Kısa ve öz anlatımlarla fazla arkeoloji terminolojisine girmeyen nefis bir kitaptı. Görsel olarak da arkeolojik yapı ve aletleri kafamızda canlandırdığımız bu kitap herkese hitap edecek şekilde yazılmış. Bölüm sonunda sözlüğü de bulunmaktadır. Anadolu'nun kültürel tarihine merak salan bütün okuyuculara öneririm.