Sarah Jio’nun Yaşanmamış Hayatlar romanı, insanın hayatındaki “keşke” anlarına dokunan bir kurgu sunuyor. Ana karakter her gece uykuya daldığında bambaşka bir hayatta uyanıyor. Geçmişinde farklı seçimler yapmış olsaydı nasıl bir hayat yaşayacağını, adeta paralel evrenler üzerinden deneyimliyor. Bu yolculuk 8-9 farklı ihtimal etrafında döngü halinde ilerliyor.
Kurgunun bu yönü, Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını hatırlatsa da, Sarah Jio’nun tarzında biraz daha romantik ve ilişkiler üzerinden ilerleyen bir yapı var. Fakat karakterlerin işlenişi ve olayların gelişimi çoğu zaman zorlama hissettiriyor. Özellikle erkek karakterler birbirinin benzeri klişelerle anlatılıyor: “çok yakışıklı, çok çekici, çok etkileyici.” Bu tekrarlar, hikâyeye derinlik katmak yerine yüzeysellik yaratıyor.
Kadın karakterin her yeni hayatta farklı seçimler yapmasına rağmen, bir türlü sahici bir bağ kurulamıyor. Kendi iç dünyası yeterince güçlü verilmediği için, okuyucu onun arayışına tam olarak ortak olamıyor. Hatta başkalarını sık sık eleştirmesine rağmen kendisinin ne kadar sahici ve tutarlı olduğu da sorgulanıyor.
Sonuç olarak Yaşanmamış Hayatlar, ilgi çekici bir fikir üzerine kurulsa da, işleniş açısından beni tatmin etmedi. “Hayatımda farklı tercihler yapsaydım nasıl olurdu?” sorusunu gündeme getirmesi değerliydi, fakat karakterlerin yüzeyselliği ve tekrar eden klişeler nedeniyle hayal kırıklığı yaratan bir okuma deneyimi oldu