Kate James’in Nefret kitabı, daha ilk sayfasında “Madison Kate Danvers bu gece öldürüldü.” cümlesiyle beni içine çekti. Aslında ortada bir ölüm yoktu ama Madison’ın hayatı geri dönülmez şekilde değişmişti. Cadılar Bayramı gecesi yasa dışı bir dövüşü izlerken kendini kanlı bir çete savaşının ortasında buluyor ve cebine gizlenmiş tek bir anahtar hayatını darmadağın ediyor. Üstüne bir de suçlamalar basına servis edilince, siyasi hırslarıyla yanıp tutuşan babası onu adeta kurbanlık koyun gibi ortada bırakıyor. Madison aylar sonra geri döndüğünde tek amacı var: İntikam
Kitabı okurken en çok hissettiğim şey gerilimdi. Sürekli “şimdi ne olacak?” diye düşündüm. O kadar yoğun bir tempo vardı ki bazen sayfaları çevirmeden edemedim. Yazar merak unsurunu çok iyi kurgunun içine yerleştirmişti. Özellikle Madison’ın çeteyle aynı evde yaşamak zorunda kalması, gerilimi katlayan en güçlü noktalardan biriydi.
Madison karakteriyle aram biraz karışıktı diyebilirim. Bazen öfkesine kızdım, bazen de dimdik duruşuyla ona destek oldum. Onun iniş çıkışlarını okumak bana gerçekçi geldi çünkü kusurlarıyla beraber güçlüydü. Bence bu da karakteri daha yakın hissetmemi sağladı.
Yazarın kalemi çok akıcıydı. Betimlemelerde sıkılmadım, aksine olayların içine hızlıca girdim. Özellikle gerilim dolu anlarda tempo hiç düşmedi. Benim için bir kitabı değerli kılan şeylerden biri de budur: merakı sürekli canlı tutabilmek. Ve bu kitapta bu özellik fazlasıyla vardı.
Kitap boyunca birkaç kez ters köşeye düştüm. En sonunda yaşadığım şaşkınlık ise beklemediğim ölçüdeydi. “Yok artık!” dediğim anlar oldu. Bu da kitabın bende iz bırakmasını sağladı çünkü sürprizleri seviyorum. Özellikle böyle yoğun kurgularda tahmin edilemez olaylar kitabı çok daha heyecanlı hale getiriyor.