Gönderi

Puan vermedi·144 syf.··
2025 65. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 08:43
Türkcə oxuduğum bu kitabda Balzakın həm "TEFECİ GOBSECK"i, həm də əlavə olaraq üç hekayəsi verilmişdir. Qobsek haqqında fikirlərimi qeyd etmişəm #284073073 yenə də onu qeyd edim ki, türkcə tərcümə daha sürətli oxunur və dili mənə daha sadə gəldi. "Siz gençsiniz, yaşınız gereği bazı düşünceleriniz vardır. Ocağınızın yanan odunlanndan gözlerinize kadın yüzleri yansır. Bense, ocağımda kömür olmuş odunlardan başka bir şey göremem. Siz her şeye inanırsınız, bense hiçbir şeye inanmam. Elinizden gelirse, düşlemlerinizi geri tepin. Ben, sizin yaşam hakkındaki kuruntularınızı baltalayacağım. İster yolculuk yapmış olun, ister evinizin bir köşesinde, karınızın yanıbaşında kalmış olun, öyle bir yaş gelir ki, artık yaşam, beğenilen bir yerde, yerine getirilen bir töreden başka bir şey olmaz. Öyleyse mutluluk, gerçeklere uygulanan alışkanlıklarımızdan ibaret kalır. Bu iki kural dışında her şey yapmadır. Benim ilkelerim de insanlarınki gibi değişti. Her iklimde ilke değiştirmek zorunda kaldım. Avrupa’nın övdüğü şeyi Asya cezalandırıyor. Paris’te ahlaksızlık olan bir şey, Azorları geçince bir zorunluğa dönüşüyor. Bu dünyada her şey değişiyor. Yeryüzünde iklimlere göre ayrı ayrı kılıklara giren törelerden başka bir şey yok. ister istemez tüm toplum kalıplarına uyan bir insan için, inançlar da, ahlak kuralları da değersiz sözlerden başka bir şey değildir. Elde kala kala, doğanın içimize koyduğu tek duygu kalıyor: o da kendini koruma içgüdüsüdür. Sizin Avrupa toplumlarınızda bu içgüdüye kişisel çıkar derler. Benim kadar yaşamış olsaydınız anlardınız ki, bir insan için üzerinde uğraşmaya değecek gerçek bir değer taşıyan bir tek maddi şey vardır. O da altındır. Altın tüm insan gücünü temsil eder. Dünyayı dolaştım, her yerde ovalara ya da dağlara rasladım: ovalar can sıkıyor, dağlarsa insanı bıktırıyor; demek, yerlerin hiçbir anlamı yok. Ahlak ve törelere gelince, insan her yerde birdir; her yerde yoksulla zengin arasında sürekli bir savaşma, tartışma vardır, bu, kaçınılmayan bir şeydir. Öyleyse sömürülmüş olmaktansa, sömüren durumunda olmak daha iyi. İnsan, her yerde çalışan pazılı adamlarla, zorluk çeken sıska adamlara raslar; beğeniler her yerde birdir; çünkü, her yer de duyular körlenir; sonunda bir tek duyu kahr ki o da kendini beğenmedir. Kendini beğenmek demek, hep benlik demektir. Gelip geçici isteklerimiz zaman ister, maddi araç veya ilgi ister. Altın her şeyin kaynağıdır ve gerçekten insana her şeyi sağlar. Birkaç metelik kazanıp kazanamayacaklarını anlamak için her akşam, kâğıt falına bakmaktan hoşlananlar ya delidirler, ya da hasta. Her zaman umulmadık olayları yönetmek için politika ilkeleri koyarak, benzerlerine yararlı olabileceklerini sanan kişiler de ahmaktır. Oyunculardan söz etmekten, sözlerini yinelemekten; bir hayvanın kulübesinde yaptığı gibi ama, daha geniş bir yerde her Tanrının günü gezinmekten; başkaları için giyinmekten, başkaları için yemekten; komşularının üç gün sonra alabileceği bir atla veya bir arabayla böbürlenmekten hoşlanabilenler de budaladır. Sizin Parislilerin birkaç sözle anlatılan yaşamları bu kadar değil mi? Yaşama, biraz daha yukardan bakalım. Mutluluk, ya yaşamı yıpratan güçlü çoşkulardan, ya da onu belirli zamanlarda işleyen bir İngiliz makinesine dönüştüren düzenli uğraşlardan başka bir şey değildir. Bu mutlulukların üstünde, sözde soylu bir merak vardır. Bu, doğanın gizlerini çözmek ya da sonuçlarına uyabilmek merakıdır. Sözün kısası, bunlar da sanat veya bilim, tutku veya iç rahatlığı değil midir? İşte, toplumsal çıkarlarımızın oyunuyla büyütülen bütün insan tutkuları, gelip, sessiz sessiz yaşayan benim gibi bir adamın önünde geçit töreni yapıyorlar? Sonra, insanın her zaman yenildiği bir tür didinme olan şu sizin bilimsel merakınız yerine ben, insanlığı harekete geçiren bütün güçleri etkileme yeterliliğini koyuyorum. Sözün kısası, ben dünyaya hiç zorluk çekmeden sahibim, oysa, dünyanın benim üzerimde en ufak bir etkisi bile yoktur. (S.24-26) Bunda əlavə, qeyd etdiyim üç hekayə: * "İSA FLANDRE'DA" Müasir dövrdə İsa peyğəmbərin izlərinin olduğundan bəhs edir. Çabuk olalım, deniz olacak bu büyücü karı kötü kötü sırıtıyor, hava patlayacak! (s.85) Eğer halk dilinin pervasız benzetmelerini yazı diline sıkıştırmak mümkün olsaydı, biz de burada askerin “hava bozguna uğradı” deyişiyle, köylünün “gök cellada benziyor” yanıtını yinelemekten çekinmezdik. (s.86) * "DİNSİZİN AYİNİ" Daha çox bəyəndiyim bu ikincisi oldu. Kilsədə ildə dörd dəfə dini mərasim təşkil edən dinsiz Desplein: Size ant içerim ki, Bourgeat’daki inancın gelip şu kafacığıma yerleşebilmesi için bütün servetimi verirdim. (s.130) * "EL VERDUGO" və sonuncusu.
Tefeci Gobseck / Üç ÖyküHonore de Balzac · Cumhuriyet Kitapları · 1999713 okunma
·
172 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.