·344 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Eylül 2025 15:22 Uzun zamandır hayalini kurduğum bir kitabı okumanın keyfi var üzerimde. Müzik ve sanat anlayışı bakımından ben dahil milyonlara ilham olan ve koca bir müzik jenerasyonun
mimarisinden sorumlu bu abimiz, hem müzikal anlamda değil, sanat ve hayata yaklaşımları konusunda da öz ve özgün paragraflar sunuyor.
İzlerken veya dinlerken sunduğu hitabeti okurken de aynen hissettiriyor. Rick Rubin'in sesi diyorum her sayfada.
-sanat dinamiği-
Sanatçıya verdiği değeri, üretilen sanatın sonucu üzerinden değil, oluşum sürecinin ipuçlarını irdeleyerek inşa eden bir yapımcı Rubin. Denklemin içine bilinmeyeni, fark edilmeyeni koymaya meraklı kişiliği sonsuz ihtimallerin oluşumuna önayak olmamız konusunda bol bol uyarı yapıyor.
"Yaratmak için hangi araçları kullanırsanız kullanın, asıl enstrüman sizsiniz. Ve sizin aracılığınızla hepimizi çevreleyen evren anlaşılır hale gelir.."
Sanat eserinin üretimi süreci, sanatçının kendini ifade biçimi ile doğrudan orantılıdır. Bu süreç asla tek bir yakıt ile ilerleyebilen bir süreç değildir. Kitaba adını veren yaratıcı eylem denilen olgu, gücünü ve yapıtaşını tamamen hayatın öznel, nesnel, açık ya da gizli, olağandışı ya da sıradan her türlü elementlerinden alır. Bizim işimiz sadece bunun hamallığını yapacak mukavemeti kendimizde ortaya çıkarmaktır. Sanat bunun için tüm insanları aynı düzlemde buluşturabilecek yegane kavramdır.
"belki de en iyi fikir bu akşam aklınıza gelecek olandır." (s. 236)
7 24 tetikte olmak ve tıkandığımız zaman bile bu akışı takip etmenin önemini vurguluyor bu söz. Nehir kenarında beklemek ve akıntının getireceği potansiyel enerjiyi söz yerindeyse ilhamı aramak bazen bedel ödemenizi gerektiren bir adanmışlık eylemidir. Şüphe ve boşluk hislerini bile anlamlı kılmaya yarayan bir metot.
"Yaratıcılık sadece yaptığınız bir şey değil, aynı zamanda olduğunuz bir şeydir." (s.232)
Akışta kalmanın önemi... Kulağa basit gibi gelen, esasında büyük bir özveri isteyen bir alışkanlık silsilesidir. Kitapta sözü edilen şeylerin çoğunun temelini oluşturan şey de bu. Sanatın paydosu olmaz. 9-5 çalışan masa başı bir iş te değildir. Sanatı içinize sinecek şekilde gerçekleştirmek uğruna adanılan yol; gerekirse yataktan kalkış şeklinizden sokakta attığınız adımı bile değiştirmenizi sağlayabilir. Bunun adı feragat etmek değildir. Bilhassa bir şeyin önünü açmaktır.
Sürekli akışta olmanın anahtarlarından biri de öğrenim ve edinim kapısını asla kapatmamak, ne kadar uzun süredir bunu yapıyor olsak da sürekli aralık kalmasıdır o kapının. Bir nota keşfet, çal hemen. Bir renk, bir çizgi oluştur, sonraki tablonun bir parçası olsun. Yeni bir kelime öğrendin, cümle içinde kullan. Öğrendiğin şeye aidiyet hissetmeni sağla. Tüm bunlar koca bir labirentin tuğlaları. Belki bir yerlerde birileri seninle aynı karmaşayı inşa ediyor. Sanat denilen şeyin güzelliği de burda yatar; imkansız ve olanaksız hissettiren her şey burada hayat bulur. Tamamen farklı şartlarda yaşayan, belki hiçbir zaman tanışmayacağın bir sanatçı bir kuşun kanat çırpınışını senin gibi tarif eder kendi sanatında. Bu seviyeye gelmek için de muhtemelen seninkinden çok farlı merhaleden geçmiştir, çok çok farklı içerikleri tüketmiştir. Ama sanat çerçevesinde ortak bir payda söz konusu olunca iki farklı kişi tek bedene dönüşür. Sanatçı olmak içtiğin sudan kaç farklı şekilde yararlanabilmesini bile öğretir insana.
-kötü işi de kucaklama-
Sanat, her zaman bir sporcu mentalitesi ile sürekli bir adım ilerisini, bir adım daha iyisini kurcalama uğraşına gebe değildir. Bazen kolaylıkla kötü olarak nitelendirilebilecek bir eser ortaya koyarız ve bu bizi daha cok tatmin edebilir. Çünkü o anki haleti ruhiyemizi daha iyi yansıtır, kısacası görevini daha iyi yapar. Bir şarkısının bir milyon izlenmeye ulaştığını gören bir sanatçının içinde uyanan his, onu iki milyon izlenecek bir şarkı yazma isteğine teşvik etmesi öz eleştiri ile yaklaşılması gereken bir durumdur. İşin içine sanattan farklı çabalar girmiş demektir. Rick Rubin bunu çok yargılamamakla beraber aksine bunu yakıt olarak kullanıp, kendimizi sanatsal olarak daha tatmin edecek bir yönteme ulaşmamıza da olanak sağlayabilme gücünden de yararlanma seçeneğini on plana çıkarır. Sanatın nihai sonucu her zaman samimi olmalıdır. Bu da sadece öznel olmaktan geçer.
Kitabın ana fikrinin çoğu bölümde dönüp dolaşıp buluştuğu tek bir kavşak var; var olmayı sanatsal boyuta taşımak. Küçümsemeden, hak ettiği değeri ölçülü kullanmak ve yeni doğmuş yavrusuna göz kulak olan anne titizliği ile bu sanatı icra etmek.