Pirandello’nun bu romanı; kimlik, benlik ve başkalarının gözünde var oluşumuz üzerine derin bir sorgulama sunuyor. “Kendimizi nasıl görüyoruz ve başkaları bizi nasıl görüyor?” sorusu, kitabın merkezinde duruyor. Aslında hepimiz, farklı insanların gözünde binlerce farklı kimliğe bürünüyoruz.
Roman, başkarakterin karısının bir gün ona burnunun yamuk olduğunu söylemesiyle başlıyor. Bu küçük gibi görünen olay, onda bir depersonalizasyon (benlikten yabancılaşma) halini tetikliyor ve giderek büyük bir varoluş bunalımına dönüşüyor. Pirandello, bu felsefi meseleyi oldukça akıcı ve sürükleyici bir şekilde işleyerek okuru kendi hayatına ayna tutmaya davet ediyor.
Kitap özellikle bireyin toplum içindeki konumunu, kimliklerin göreceliliğini ve benlik algısının kırılganlığını sorgulayan okurlar için etkileyici bir deneyim. Ancak bu roman daha çok düşünsel bir yolculuk; olay örgüsünden çok fikirlerin peşinden gitmeyi sevenlerin keyif alacağı bir eser.
Pirandello’nun bu metni, insana hem “hiçlik” duygusunu hissettiriyor hem de aynı anda binlerce ihtimalle var olabileceğimizi düşündürüyor.
Eğer kimlik ve varoluş üzerine kafa yormayı seviyorsanız, Biri, Hiçbiri, Binlercesi size çok şey katacaktır.
Biri Hiçbiri BinlercesiLuigi Pirandello