Hiromi Kawakami ’nin Nişino'nun On Aşkı kitabı, bir erkeğin hayatına dokunan on kadının gözünden anlatılan bir aşk hikâyesi değil sadece; aynı zamanda bağlanmaktan kaçışın, özgürlüğün ve yalnızlığın romanı.
Nişino, kadınların hayatına giren ama hiçbirine tam anlamıyla ait olmayan bir karakter. Onu çekici kılan da belki tam olarak buydu: Mesafeli, gizemli, biraz kırık, ama aynı zamanda unutulmaz. Kadınlar, onunla geçen anlarını yıllar sonra bile hafızalarında taşıyor; çünkü Nişino, onlara yarım kalan bir hikâyenin öznesi oldu.
Ancak bu cazibenin ardında trajik bir gerçek saklı: Nişino’nun kendi seçimleri. Bağlanmaktan kaçması, birine tümüyle ait olmayı reddetmesi, sürekli “şimdiki an”da yaşaması… Bunlar bir tercihti. Özgürlüğünü korudu, ama özgürlüğünün bedeli yalnızlık oldu.
İşte burada hüzün ağır basıyor: Sevildi mi, sevdi mi? Belki ikisinin de cevabı yarım. O, hep sevilmek istendi; ama hiçbir zaman “birlikte yaşlanılacak adam” olmadı. Kendi trajedisini kendi elleriyle yazdı.
Romanın sonunda okurda derin bir hüzün kalıyor. Çünkü Nişino, gerçekten de trajik bir karakter: On kadın tarafından sevilmesine rağmen, aslında hep yalnız kalan bir adam. Onu unutulmaz yapan şey, işte bu çelişki.