Puan vermedi·560 syf.····Okunma: 22 Eylül 2025 09:42 Kitabı okurken üç farklı hayatın izini sürdüm: Ninova’daki kayıp tabletlerden, Dicle kıyısında yaşayan küçük bir kızın acılarına, Londra’da kendi çıkmazıyla boğuşan bir kadının sessizliğine kadar… İlk başta hikâyeler birbirinden kopuk gibi gelse de suyun hafızası onları yavaş yavaş birbirine bağladı. En çok hoşuma giden şey, suyun hem geçmişi hem de duyguları taşıyan bir metafor olarak kullanılmasıydı. Bazı bölümlerde bilgi yoğunluğu ağır geldi ama yine de dilindeki şiirsellik ve duygusallık bu ağırlığı dengeledi. Okurken zaman zaman hüzünlendim, zaman zaman düşündüm; bittiğinde ise aklımda şu kaldı: İnsan unutsa bile, hayatın kendisi unutmaz.