Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 17 Eylül 2025 16:25 Öncelikle kitabı çok kızarak, üzülerek okudum. Kitap 2 bölümde yazılmış gibi ilk bölüm günüzüm türkçesinde olayları anlatıyor. 2. bölüm ise orjinal dilinde aynı konuları tekrar ediyor. incelemeye geçersek;
Sırpların ve bulgarların balkanlarda kargaşa çıkarmasını görmezden gelen Osmanlının, balkanlarda sorun yaşanmayacağı güvencesi ile Trakyadaki düzenli, tecrübeli orduyu terhis etmesi gibi büyük bir hezimet ile başlamak istiyorum. Ordu içinde emir komuta zincirindeki kopuş, subayların siyasete meyil etmeleri, Yunanlıların Rumlar üzerindeki casusluk faaliyetleri ve bunu savaş sırasında çok iyi kullanmaları 1. Başkan Savaşını kaybetmemize giden yoldur. Zorlu hava şartlarında askerin çadırsız ıslak arazide yatması, halkın manevi desteğini alamaması, arazi ve harekat tecrübesi olmayan komuta kademesinin emri altında bulunmaları firarların önünü açmıştır. Sayıca Yunandan üstün olan ordunun giderek zayıflamasına sebep olmuştur. Bir de Hasan Tahsin Paşaya iletilen Selanik Vilayetin Tezkeresi, güzelim liman şehrinin savaşılmadan teslim edilmesinin önünü açmıştır. Selanik şehri ise Akdeniz ile bağlantısı olan, ticaretin merkezi, tarım yapılabilecek düzlüğe sahip, Büyük İskender döneminde gelişmişliği yakalamış stratejik bir ticaret merkezi olma özelliği olan, birçok dini ve etnik grubu içinde bulunduran, demiryolu ağına sahip önemli bir liman şehridir. Bu şehrin zarar görmesini istemeyen vilayet, taraf ülkeler ve halk şehri savaşmadan teslim etme konusunda ordu üzerinde baskı kurmuşlardır. Ancak anlaşmada sağlanan vaatler şehrin teslim edilmesinden sonra Yunanlılar tarafından gerçekleştirilmemiş, şehir yakılmış ve halk göçe zorlanmıştır. Selanik ise eski güzelliğini yitirmiştir. Göz göre göre düşmana terk edilen güzelim bir şehrin acı sonuna şahitlik edeceksiniz. Benzer durumun günümüzde de yaşandığını gördüğünüzde hangi toprakları kaybetme riski içinde olduğumuzu düşünmemek elde değil!