·328 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Eylül 2025 09:38 ``Her şey o gece başladı. Bardan içeri girdim, içkiyi fazla kaçırdım, sahneye çıkıp şarkılar söyledim ve iner inmez hiç tanımadığım bir adamı dudaklarından öptüm."
Böyle başlamasa da aslına bakarsanız hikayeye tam olarak buradan giriş yapıyoruz. Aralarındaki karşı konulamaz çekim ve daha fazlasını okuyacağımız ‘Mafya Kurgusu’ çatısı altındaki hikaye inanın okudukça bundan uzak.
Karakterlerin derinlikli işlenmesi kitapta çok sevdiğim yanlardan bir tanesi, istemsizce sayfayı çevirmeme sebep olan şey; “Saklanan sırlar, üstü örtülmeye çalışılan gerçekler, ardında bırakılmak istenen acılı bir geçmiş.” Oldu.
Hikayenin tamamını ana karakterlerin ağızından okuyoruz. Kadın ve erkek ses, bakış açısı çeşitliliği sayfaların devamını görme merakı uyandıran bir diğer şeydi. Betimlemelerin özgünlüğünden, yazarın kendi yazım diline ve tarzına sahip olduğunu görebiliyoruz.
Kitabı 3 yarıya bölecek olursak ilk yarısı; “Az aksiyon, bol romantizm.” İkinci yarısı; “Karakter geçmişi ve derinliğinin aktarılırken, günümüzden de kopmadan iç içe geçmiş ters köşe sahneler.” Üçüncü yarı ise; “Saklanan sırların açığa çıkmaya başlaması ve yine bol romantizm.”
Ters köşe sahneleri yakışıklı mafyamız Don Valentino Richardo’dan görürüm derken kadın ana karakter Lal’den okumak, beynimden vurulmuşa döndüm resmen. Erkek karakter sadece İtalyan mafyası olarak kurgulanmış ve öyle kalmış gibi, Lal karakterinin acılı geçmişini okurken aynı zamanda Valentino karakterinin geçmişinden de birkaç kesit görebilirdik fakat bu daha serinin ilk kitabı ve çözüme kavuşmamış o kadar çok olay var ki, bu durum göz ardı edilebilir.
Serinin 2. Kitabında görmek istemeyeceğim şey kesinlikle kıyafet betimlemesi. Sanki okurken kendimi interaktif bir oyunda, sahne arası sınırlı elmasla karakterin üstünü değiştiren bir oyuncu gibi hissetmeme sebep oluyor, seveni de var sevmeyeni de ben hoşlanmayan taraftayım.
Uçağa, minibüs muamelesi yapan ve iç sesi sürekli güldürmeyi başaran ana karakter okumak beni hikayeye bağlı tutan en önemli etkenlerden biri oldu. Yazarımızın tarzı kesinlikle mizah kategorisinde başı çeker, bundan eminim ve en kısa zamanda bu tarz kurgusunu okumak istediğimi de belirtmeden geçemeyeceğim.
Akıcı dili, zengin kelime çeşitliliği, yerinde betimlemeleri ile yazarımız satırlarına gömülmeme sebep oldu. Son sayfayı kapattığımda ‘bitemezsin, devamını okumak istiyorum.’ Diyeceğim kadar bağlanmamı sağladı.
Gülay Sena Dündar’a buradan da teşekkürlerimi sunmak istiyorum, iyisiyle-kötüsüyle incelemelerde bulunmama izin verdiği için. Şayet iyi ki okumuşum diyecek ve bana bu satırları yazdıracak kadar güçlü kalemi ve hayal gücü yüksek bir yazar, kitap elime ulaştıktan sonra 3 günde bitti. (Şakasız)
‘DİKKAT YETİŞKİN İÇERİK UYARISI!’
100. Sayfaya gelmeden ‘smut’ sahneler başladı fakat yayınevinin kitap tasarımında böyle bir ibare bulunmuyor.