Fyodor Dostoyevski ya da Lev Tolstoy romanları tadında. O yokluk, emantçilere bırakılan ve bir daha asla geri alınamayan eşyalar, dibin dibi...
Yazarlıkla hayatını kazanmaya çalışan bir genci okuyoruz. Sadece yazarlıkta ısrar etmiş de değil, her iş ilanına başvurmuş ama hiç olumlu sonuç alamamıştır. Oldukça gururludur. Asla yokluğunu belli etmek istemez, en ufak imayı bile kaldıramaz. Zaman zaman aklını kaybettiği bile olur açlıktan. Ama asla bir yoksula karşı kayıtsız kalamaz.
Kahramanımızın birçok talihsizliğe uğradığı doğru ama bazen gururundan, bazen de savrukluğundan elindeki üç kuruştan olması okurken sinirimi bozdu. Ölecek dereceye geldiği halde ertesi günü elinde üç kuruşu varken düşünmedi. Neden bu hale düşmüş, kitapta anlatılmıyor. İma edilen daha beş altı ay önce gayet iyi durumda olduğu. Yazarın kendi hayatından parçalar içerdiğini söyleyenler var, yazarı detaylı araştırmadım. Ama şunu söylemem gerekir ki, okurken inanılmaz bir huzursuzluk hissedeceksiniz. Yazarın öyle bir anlatımı var ki, siz de onunla o çileleri çekiyorsunuz.
Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı. Rus romanlarını sevdiğim için beğendim. Keşke hasta yatağımda, hastalıktan iştahım kesilmiş bir haldeyken okumasaydım:) merak edenlere ve Rus romanlarındaki o yokluğa alışkın olanlara tavsiyemdir.
Kitapla ve sevgiyle...
AçlıkKnut Hamsun · Can Yayınları · 202335,6bin okunma
·
113 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.