·568 syf.····Okunma: 03 Eylül 2025 16:04 Selamlar. Kitabı birinci kitaba oranla biraz daha fazla sevdim. Bu kitapla ilgili ilk önerim ilk kitapla arasına fazla zaman koymamanız. İlk kitapta kıta tarihi, Alexus’un sırları, Colden ve Fia arasında olanlarla bilgili pek çok şey öğrenmiştik. Bu kitapta yazar bunların hepsini hatırladığımızı varsayarak hiçbir hatırlatma yapmadan üstüne işlemeye devam etmiş. Ben ilk kitabı geçen sene okuduğum için hikayeyi takip etmekte biraz zorlandım.
İlk kitapta da çok sevdiğim şey yazarın kitaptaki gizem unsurunu ve ters köşeyi bütün kitaba yedirmesiydi. Bu kitapta da durum aynı. Kitabın sonundaki ters köşeyi çok sevdim ama kitap boyunca bunun yolunu yapıp minik minik ipuçları bırakmasını ve diğer yandan da okuru yanlış yönlendirerek sırra kendimizin ulaşmasını engellemesini ve bunu yaparken mantık çizgisinden çıkmamasını inanılmaz derecede sevdim. Yazar gerçekten kitaptaki gizemi çok çok iyi planlamış. Nerede ipucu vereceğini nerede okurun kafasını karıştıracağını biliyor. Bu açıdan kitaptan çok keyif aldım.
Diğer yandan bu kitabın bu kadar uzun olmasına gerek var mıydı emin değilim. Tam anlayamadığım büyülü olaylardan bir bu bağ mevzusuydu. Kaybolunca ne olur’un sınırları çok net değil gibi geldi bana. Bu olayla bağlantılı olarak Alexus ve Fleurie’nin ilişkisinin nasıl bu noktaya geldiğini tam anlayamadım. Bu kısımlar daha net yazılabilirdi belki ancak bence Alexus ve Raina arasındaki bağ dramına hiç gerek yoktu. Hikayenin sonucuna hiç bir katkı sağlamadı. Sayfalarca süren amaçsız bir dram okuduk.
Kitapta Fia Drumera çok güçlü ve çok korkunç biri olarak aksettiriliyor. Ama Yaz Diyarı’na gittiğimizde Fia’nın ülkesi dışında olanlardan bihaber olduğunu görüyoruz. Bunun yanında Fia tam bir tarçınlı rulo. Yani yazar Fia’yı o kadar düşünmemiş gibi geldi bana. Ancak Fia hem hikayesi hem de güçleri nedeniyle çok daha önemli bir karakter olabilirdi. Harcanmış gibi hissettirdi bana.
Bu kitap ilk kitaba göre daha fazla yan karakter içeriyor. Ben hikayeye etkisi olan yan karakterleri okumayı severim ancak bu kitaptaki yan karakterlerim sona kadar gelip kitap sonundaki savaş sahnesine dahil edilmemişler ve dahil edilmeme şekilleri biraz mantıksız geldi bana. E ne anladım o zaman ben o kadar yan karakterden ?!
Yazarın kitaplarında eşcinsel çiftlere yer vermesini ben şahsen seviyorum. Colden ve Prens arasındaki romantik gerilimi çok büyük bir keyifle okudum ve kesinlikle yatmalılardı. Bu noktada biraz hayal kırıklığına uğradım.
Yani özetle yazar kitaptaki ters köşeyi planlarken hikayen gidişatına odaklanamamış gibi geldi bana. Tıpkı ilk kitaptaki gibi okurken merakım asla dinmediği için çok keyif aldım ama kurguda mantıklı bulamadığım birkaç yer vardı.
Sevgilerle <3