"Gözlerin fal taşı gibi açık ama hiçbir şey görmüyorsun."
Tierney için erdem yılı zamanı gelmişti. Yaşadığı dünyada Havva'dan beri süregelen şu inanç vardı: Kadınlara bir nevi cadı gözüyle bakılıyor. Her kadın doğumdan ölüme kadar hiçbir hakkı yok. Söz hakkı, seçme hakkı, özgürlük hiçbir şey. Tierney'nin kasabasındaki düzen, her kız belli bir yaşa gelince erdem yılını yaşayacaktır. Erdem yılından ilk önce kasabanın bekar veya dul erkekleri erdem yılındaki kızları kendilerine zevce olarak seçer. Her kız zevce olarak seçilmiyor, o kızlarımız ise ya bir evde ya da bir toprak parçasında çalışacaktır. Ardından bu kızlar -kasabadaki insanların ve çoğunluğun erkekler olmak üzere - kasabanın dışındaki kurtlar sofrası diyebileceğimiz bir alana götürülür. O yere gitmek yürüyerek üç gün sürer siz düşünün. Herhangi bir beslenme kaynağı da yok. Bir sene boyunca kızlara o alanda 'sihrini' kabul edip ondan kurtulur, erdem yılının amacı da budur. Fakat her şey bu kadarıyla sınırlı değildir. Otuz kız gidiyorsa on biri bu süreci tamamlayabiliyor. Bunun nedeni; herkesin körü körüne inandığı inanç. Bu inançla kızlara yeri geliyor birbirine saldırıyor, yeri geliyor o alanda kullandıkları şeyden etkilenip sihre inanıyor, bazen de kendi canına kıyıyor ve en kötüsü açık alanda kızları avlamak üzere görevlendirilmiş kaçakçıların eline düşer. Ki bu en zalim ölüm şekli olur çünkü derileri canlıyken yüzülür, vahşi biçimde öldürülür. Erdem yılının sonunda sağ kalan kızlar kasabaya döner ve eşi olan eşiyle evine, iş verilecek olana işine ya da cezalandıracak olana ceza... Bu döngü her sene devam eder değişen tek şey kızların isimleri olur. Erkekler bir köşede oturup, kendisine eş seçip, kadınlara düşman olurlar.
Bu döngüyü yaşayacak kızımız Tierney'nin hikayesine konuk oluyoruz. Kitabın en başından ve belli bir yere kadar kitaba aşırı yükseldim. Her sayfa çevirdiğimde acaba ne olacak, şöyle olsa böyle olsa diye senaryo kurarken en sonunda hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim. Evet kitabın ham konusu mükemmel, belli bir yere kadar işleyişi de iyi ama sonrası boşlukta yok yani. Acaba devamı var mı diye baktım yok. Açıkçası Tierney erdem yılı içerisinde yaşadıklarını, gel-gitlerini, gözü açıkken göremediği şeyleri anlayabiliyorum. Fakat konu Tierney değil onun annesi, babası, June, Michael, Ryker ve daha niceleri keşke yaşananları bu kişilerden okuyabilseydik. Annesi ve babasının bir devrim yoluna girmeleri nasıl oldu, Michael amaçlarını ve asıl en önemlisi kadınlara zincir vurmalarına karşı bir devrimle cevap verilişini okuyabilseydik. Çok isterdim bunu... Bu kitap bu şekilde işlenmeyi hak etmedi.