Bu kitap hakkında ne yazacağımı gerçekten bilmiyorum ama tek bildiğim şey var ki kitap beni çok etkiledi. Emma'nın hissettiği bütün duyguları, korku, endişe, üzüntü vs. hepsini bende derinden hissettim.
Emma diye bir karakterimiz var ve bütün olayları onun gözünden okuyoruz. Birkaç ay önce başına talihsiz bir olay geliyor ve o olaydan sonra kendini eve kapatıyor. Bir adım dahi atmıyor dışarıya.
Olayları okudukça sürekli ikilemde kalıyorsunuz; bu kadın gerçekten şizofren mi yoksa doğruyu mu söylüyor diye?! Ben bu ikilemi çok yaşadım hatta kitabı bir arkadaşıma anlattığımda arkadaşım bile kesin kadın uyduruyor dedi. :D
Kadının yaşadığı şeyler çünkü başa gelmeyecek cinsten olaylardı. Okudukça “noluyor, noluyor!” diye okudum.
Kitabın son sayfalarında herşey ortaya çıkıyor, rahat bir nefes alalım derken yazar öyle bir tokat atıyor ki feleğini şaşırıyor insan.
En sonunda “YOK ARTIIIKK!!!” oluyorsunuz. Hiç beklemediğim yerden tokadı yapıştırdı yazar. Hani aklıma dahi gelmez, bir gram bile gelmedi hatta. :')
İşte bu kitap tam olarak psikolojik-gerilim dediğim bir kitap oldu. Şimdiye kadar okumuş olduğum kitaplar bu kitabın yanında sıfır kaldı diyebilirim. Kurgu diye buna derim ben ya! Çok iyiydi, aşırı iyiydi. Aramızda kalsın ama okuduğum Sessiz Hasta'dan bile daha iyi bir kurguydu. :')
Yazardan ilk okuduğum kitaptı. Çünkü ben bu zamana kadar psikolojik-gerilim okuyan bir okuyucu değildim. Bu aralar biraz fantastik kurgudan uzaklaşasım geldi ve bir anda yönümü psikolojik-gerilim kitaplarına çevirdim ve artık bu tür de benim favorim olmaya değer.
Kitabı okumayanlara acilen tavsiye ediyorum, kesinlikle okunmalı bu kitap!
Kitapla kalın.